Son Güncelleme: 22.12.2017

Özgün Araştırma

Gebelikte Kozmetik ve Kisisel Bakim Ürünü Kullanimi

10.4274/tdd.3210

  • Deniz Aksu Arica
  • Leyla Baykal Selçuk
  • Turhan Aran
  • Elif Ates
  • Savas Yayli
  • Sevgi Bahadir

Gönderim Tarihi: 11.01.2017 Kabul Tarihi: 17.01.2017 Turk J Dermatol 2017;11(1):22-27

Amaç: Kisisel bakim ürünleri ve kozmetikler, güvenilirlikleri tam olarak bilinmeyen çesitli kimyasal içerikleri olan maddelerdir. Gebelikte kullanimlarinin güvenilirligini gösteren yeterli çalisma yoktur. Bu çalismanin amaci gebelerin kisisel bakim ürünü ve kozmetik kullanim sikligini ortaya koymaktir. Yöntemler: Bu kesitsel çalismada 179 gebe kadina önceden hazirlanmis bir anket formu doldurtulmustur. Bu anket formunda katilimcilarin sosyodemografik özellikleri ve kozmetik/kisisel bakim ürünleri kullanim sikliklari 26 ayri kategoride degerlendirilmistir. Bulgular: Çalismamizda gebelikte en sik kullanilan ürünler dis macunu, sampuan, sabun gibi genel hijyen ürünleri olarak saptandi. Bu ürünlerden sonra sirasiyla el kremi, islak mendil, dus jeli, saç kremi ve nemlendirici kullanimi gelmekteydi. Egitim seviyesine göre degerlendirildiginde ilkokul mezunlarinda saç boyasi, pudra ve fondöten kullanimi, üniversite mezunlarina göre istatistiksel olarak anlamli derecede daha yüksek saptandi. Deri tipi açik olanlarda günesten koruyucu ürün kullanimi, koyu olanlara göre anlamli derecede daha yüksek bulundu. Sonuç: Çalismamiz, gebelik döneminde hangi kisisel bakim ürünü ve kozmetik kullaniminin daha sik oldugunu ortaya koymaktadir. Verilerimiz gebelerde kozmetik kullanimi ile iliskili maruziyet çalismalarinin daha dogru olarak planlanmasina olanak saglayacaktir.

Anahtar Kelimeler: Kozmetikler, gebelik, kisisel bakim ürünü, epidemiyoloji, kullanim, deri bakimi

Giris

Avrupa Birligi Kozmetik Yönetmeligi (The European Union Cosmetics Directive), kozmetik ürün veya kisisel bakim ürününü, temizlik, koku, görünümü degistirmek, korumak ve iyi durumda tutmak, kötü kokuyu gidermek gibi amaçlarla, vücudun dis kismi (deri, saçlar, tirnaklar, dudaklar ve dis genital organlar) veya oral kavite (disler ve mukoz membranlar) ile temas edebilecek sekilde tasarlanmis herhangi bir madde veya karisim olarak tanimlamaktadir (1). Kozmetik ürünler günlük hayatta sik olarak kullanilmaktadirlar. Içeriklerinde etken maddelerin yani sira koruyucular, parfümler gibi çok farkli kimyasallar; fitalatlar ve diger yumusaticilar, bisfenol A, parabenler, benzofenonlar (ultraviyole filtresi), polisiklikmiskler, triklosan (antimikrobiyal), dioksan, organik çözücüler, pigmentler, formaldehit, agir metaller, koruyucular ve etkinligi ve etki süresini artiracak diger katkilar vardir (2-5). Çalismalar kozmetiklerin çevresel kimyasallara en önemli maruziyet kaynaklarindan biri oldugunu ortaya koymaktadir (6). Çogu kozmetik ürün deriye uygulanir, ancak içerikleri deri bariyerini geçerek sistemik dolasima karisabilir. Mukozalara temas, agiz yoluyla alim veya inhalasyonla da sistemik maruziyet gelisebilir (7). Kozmetiklerin kullanimi, artmis fenol [benzophenone-3 (8,9), parabenler (8) ve triklosan (13)], dietil fitalat (8,9,10,9,10,11) ve trifenil fosfat (18) maruziyeti ile iliskilendirilmistir. Bu moleküllerin bir kismi ile endokrinolojik etkiler bildirilmistir; örnegin parabenler, triklosan, 17 benzofenon deriveleri ile östrojenik etkiler (19-23), polisiklik miskler ile anti-östrojenik etki (22), triklosan ile tiroid hormonlarinda baskilanma (23,24), fitalatlar ile hayvan deneylerinde fetal testiküler testosteron üretiminde azalma (25) oldugu saptanmistir. Kadinlarda artmis triklosan maruziyeti ile fekunditede azalma, fitalat maruziyeti ile ise fekunditede artma gözlendigi de bildirilmistir (26). Ayrica bu ürünlerde bulunabilen civa ve kadmiyum gibi agir metaller nörotoksisiteye de yol açabilir (27-30). Kadinlarda kozmetik kullanimi erkeklere göre çok daha siktir (31). Gebelikte, embriyo ve fetüsün gelisme döneminde, bu ürünlerin kullanimina bagli etkilenme daha yogun olarak görülebilmektedir. Gebelikte kozmetik ürünlere maruziyet ve kozmetik ürünlerin içerikleri ile olasi etkilenmelere yönelik degerlendirmelerinin daha dogru olarak yapilabilmesi için, gebelikte kozmetik ve kisisel bakim ürünü kullanim sikliginin dogru olarak ortaya konmasi ve çalismalarin buna göre planlanmasi gerekmektedir. Ancak bu konuda yapilmis çalismalarin sayisi oldukça azdir ve bilgimize göre ülkemizde daha önce böyle bir çalisma yapilmamistir (32-34). Çalismalar daha çok özel bazi kimyasallari içeren ürünlerin kullanimina, kullanim sonrasi vücuttaki seviyelerine ve olasi etkilerine odaklanmistir (11,12,13,14,15,16,17,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36). Gebelikte kozmetiklerin kullanim sikliklarina dair bilginin ortaya konulmasi, gelecekte kozmetiklerin riskli olma olasiligi bulunan içeriklerine dair maruziyet çalismalarinin daha dogru olarak planlanabilmesine imkan taniyacaktir. Bu çalismanin amaci bir üniversite hastanesi kadin hastaliklari ve dogum polikliniginde takip edilen gebelerin kisisel bakim ürünü ve kozmetik kullanim sikligini ortaya koymaktir. Ikincil olarak egitim düzeyi, meslek, yas ve deri tiplerine göre kozmetik kullanim sikliklarinin karsilastirilmasi planlanmistir.


Yöntemler

Bu çalisma kesitsel, tanimlayici nitelikte bir arastirmadir. Eylül 2015 - Haziran 2016 tarihleri arasinda, bir üniversite hastanesi kadin hastaliklari ve dogum polikliniginde takip edilen gebe olgular arastirmacilar tarafindan hazirlanan bir anket formu üzerinden degerlendirilmistir. Anketi doldurmayi kabul eden, 18 yas üstü ve gebelik sürecinde kozmetik kullaniminin daha dogru degerlendirilebilmesi için en az 20 haftalik gebeligi olan olgular çalismaya alinmistir. Anket formunda katilimcilarin sosyodemografik özellikleri, kisisel bakim ürünü ve kozmetik kullanim sikligi sorgulanmistir. Kozmetik ve kisisel bakim ürünleri 26 ayri kategoride degerlendirilmistir. Fitzpatrick deri tipi dogru degerlendirme için; derinin yapisi, günes maruziyetine olan tepkisi ve bronzlasma aliskanliklari sorgulanarak belirlenmistir (37). Anket formlari poliklinik hekimlerinin gözetimi altinda katilimcilar tarafindan doldurulmustur. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi bilgisayar ortaminda SPSS 22.0 paket programi kullanilarak yapilmistir. Veriler sayi, yüzde (%) ve aritmetik ortalama ± standart sapma kullanilarak tanimlanmistir. Yas, egitim durumu, meslek gibi demografik degiskenler ve deri tipi ile kozmetik kullanimi arasi iliski ki kare testi kullanilarak degerlendirilmistir. P<0,05 anlamli olarak kabul edilmistir.


Bulgular

Yaslari 18 ile 45 arasinda degisen (83), toplam 179 gebe olgu çalismamiza alindi. Katilimcilarin %83,2’si ev hanimi idi. %62,6’si ilkokul mezunu, %19’u lise mezunu, %15,6’si üniversite mezunuydu. Gebelik haftalari 20 ile 39 arasinda degismekte idi (88). %11,7’si sigara, %6,7’si alkol kullanmaktaydi. %74,3’ünün bilinen bir saglik sorunu yoktu. %76,5’inin deri ile ilgili herhangi bir sikayeti yoktu. En sik gözlenen Fitzpatrick deri tipi; tip 3 (5), sonrasinda esit siklikta 2 ve 4 idi (%19). Kullanilmakta olan kozmetik ürünler Tablo 1’de sayi ve % olarak verilmistir. Tablo 1’de de görüldügü gibi çalismamiz sonucunda dis macunu, sampuan ve sabun gibi hijyenik malzemelerden sonra, en yüksek oranda kullanilan ürünler sirasiyla el kremi, islak mendil, dus jeli, saç kremi ve nemlendiriciler olarak saptanmistir. Kozmetik ürün kullanim sikliklari; egitim, meslek, yas ve deri tipine göre de karsilastirildi. Ilkokul mezunlarinda saç boyasi, pudra ve fondöten kullanimi, üniversite mezunlarina göre istatistiksel olarak anlamli derecede daha yüksek saptandi (44). Diger kozmetik ürünlerin kullaniminda ise egitim seviyesine göre anlamli bir fark saptanmadi. Meslek ile kozmetik ürün kullanimi arasinda anlamli bir iliski saptanmadi. Yasa göre 18-30 ve 31-45 olarak iki gruba ayrilarak degerlendirildiginde ise sadece el kremi, ruj ve göz makyaj ürünleri kullanimi genç yas grubunda, ileri yasa göre anlamli derecede daha yüksek bulundu (28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42,43). Deri tipi açik olanlarda günes koruyucu ürün kullanimi, koyu olanlara göre anlamli derecede daha yüksek bulundu; pudra, oje ve aseton kullanimi da benzer sekilde anlamli derecede yüksek bulundu (25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44,45,46,47,48).


Tartisma

Kisisel bakim ürünleri ve kozmetikler, güvenilirlikleri tam olarak bilinmeyen çesitli kimyasal içerikleri olan maddelerdir. Gebelikte kullanimlarinin güvenilirligini gösteren yeterli çalisma yoktur. Gebelik döneminde kozmetik kullanimina yönelik yapilan çalismalar daha çok katilimcilarin ankete katilmadan önceki 24-48 saatte belirli ürünleri kullanip kullanmadiklarini sorgulamaya ve katilimcilarin idrarinda o kozmetigin kullanimina bagli saptanabilecek molekülün (fitalat) seviyesini belirlemeye dayanmaktadir (11,12,13,14,15,16,12,13,14,15,16,17,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38). Bu sadece sorgulanmis olan ürünlerden etkilenme durumunu göstermekte ve günlük olarak kullanilmayan ürünlerde oje, aseton ya da saç ürünleri gibi, gerçek orani yansitmayabilmektedir. Biz çalismamizda olgularin gebelik süresi boyunca çalismaya alindiklari zamana kadar kozmetik ürünleri kullanip kullanmadiklarini ve ne kadar siklikta kullandiklarini degerlendirdik. Kozmetik kullanim aliskanliklari kültürel yapi, egitim seviyesi, mesleki faktörler ve deri tipinden etkilenebilmektedir. Bu nedenle farkli toplumlarda yapilmis çalismalar arasi direk karsilastirma yapmak çok dogru sonuçlar vermeyebilir. Ülkemizde kadinlarda kozmetik kullanma sikligini degerlendiren bir çalisma bilgimize göre olmadigi için verilerimiz, diger ülkelerde yapilmis çalisma verileriyle karsilastirilmistir. Avrupa da kisisel bakim ürünü kullaniminin degerlendirildigi Manová ve ark.’nin (31) çalismasi; bizim çalisma grubumuzla benzer oldugu için verilerimizi bu çalisma bulgulariyla karsilastirmayi uygun gördük. Bu çalismada da en yüksek görülen deri tipi, çalismamizda oldugu gibi sirasiyla 3 ve 2 idi (%56,2 ve %22,0) ve katilimcilarin %60,1’i lise mezunu, %28,4’ü üniversite mezunuydu. Toplam 1,196 kisinin kozmetik kullanim aliskanliklarinin degerlendirildigi bu çalismanin, bizim çalisma grubumuzla benzer olan dogurganlik çagindaki 455 kisilik 18-42 yas kadin grubu ile verilerimizi karsilastirdik. Bu çalismada %80 oraninda en az günde bir kez yüz kremi kullanimi, %50 oraninda el kremi ve vücut losyonu kullanimi vardi. Katilimcilarin %50’si dudak bakim ürünleri kullandigini, %20’si en az günde bir kez lipstick kullanimlari oldugunu ifade ediyordu. %30 oraninda en az günde bir kez fondöten kullanimi, %30-40 oraninda göz makyaj ürünleri kullanimi vardi. Yaz aylarinda %95,6, kis aylarinda ise %85,3 oraninda günes koruyucu ürün kullanimi saptanmisti. Manová ve ark.’nin (31) çalismasinda ayrica egitim seviyesi ile vücut losyonu ve el kremi kullaniminin azaldigi, günes koruyucu kullaniminin ise arttigi; açik deri tipi olanlarda da kozmetik kullaniminin daha yogun oldugu ortaya konmustur. Bizim çalismamizda da açik deri tipi olanlarda basta günesten koruyucu ürünler olmak üzere pudra, oje ve aseton kullanimi, koyu deri tipi olanlara göre anlamli derecede daha yüksek bulunmustur. Egitim seviyesi açisindan degerlendirildiginde ise sadece saç boyasi, pudra ve göz makyaj ürünleri kullanimi ilkokul mezunlarinda üniversite mezunlarina göre anlamli derecede daha yüksek bulunmustur. Çalismamizda genele bakildiginda gebelik dönemindeki kozmetik kullanim sikliklari, bu çalismada elde edilen verilere göre oldukça düsük bulunmustur. Bu da gebelik döneminde kadinlarin kozmetik kullanimlarini mümkün oldugunca sinirlamaya çalistiklarini düsündürmektedir. Gebelik dönemindeki kadinlarda kozmetik ve kisisel bakim ürünlerinin kullanimini degerlendiren çok az çalisma vardir (11,12,13,14,15,16,12,13,14,15,16,17,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38). Bu çalismalardaki sonuçlar da büyük farkliliklar göstermektedir. Çalismalardaki düsük olgu sayilari ve farkli metodolojiler nedeniyle sonuçlari genellestirmek mümkün olamamaktadir. Önceki çalismalarin olgulari gebeligin farkli dönemlerinde degerlendirmis olmalari ve sorgulanan kozmetik ürünlerin farkli siniflandirilmis olmasi da kozmetik kullanim sikliklarini karsilastirmayi zorlastirmaktadir. Bu konuda yapilmis en kapsamli degerlendirmelerden bir tanesi Lang ve ark.’nin (33) yaptiklari çalismadir. Bu çalismada Kanada’da 80 gebe kadin üzerinde kisisel bakim ürün kullanimi sikligi, gebelikte alti farkli zaman diliminde ve postpartum dönemde degerlendirilmistir. Bu çalismada da benzer sonuçlar elde edilmis olup gebelik ilerledikçe kozmetik ve saç bakim ürünü kullaniminin azaldigi, bunun postpartum periyotta daha da düstügü, genel hijyen ve deri bakim ürünleri kullaniminin ise genel olarak sabit kaldigi gösterilmistir. Lang ve ark.’nin (33) çalismasinda tirnak cilasi, oje, aseton, parfüm ve parfümlü ürün kullanimi çok düsük oranlarda çikmistir. Katilimcilarin sadece %7’si sik olarak tirnak cilasi kullanimini ifade etmis, %30’u nadiren kullandiklarini belirtmistir. Gebelikte kullanilan kisisel bakim ürünü ve kozmetik sikliklarini maruziyet çalismalari açisindan degerlendirirken, eszamanli birlikte kullanilan ürünler ve toplam maruziyet açisindan da degerlendirmek gerekir. Örnegin erken gebelikte Lang ve ark.’nin (33) çalismasinda yüz losyonu ve vücut losyonu kullaniminin bir arada olarak yüksek oranda oldugu gösterilmistir. Bu da bu losyonlardaki ortak içeriklere daha yüksek oranda maruziyet olabilecegini düsündürmektedir. Bizim çalismamizda genel olarak önceki çalisma verilerine oranla oldukça düsük kozmetik ve kisisel bakim ürünleri kullanim oranlari saptanmistir. Çalismamizda en yüksek oranda kullanildigi belirtilen ürünler sampuan, sabun ve dis macunu olarak saptanmistir. Deride kalan kozmetik ürünlerin kullanim oranlarina bakildiginda en çok kullanilan ürünlerin sirasiyla el kremi, nemlendirici, yüz kremi ve makyaj ürünleri oldugu görülmüstür. Karsilastirma yaptigimiz çalismalarin ve çalismamizin verileri Tablo 2’de özetlenmistir. Çalismamizin kisitliliklari; çalismamiz kesitsel bir çalisma oldugu için bütün gebelik süreci boyunca kozmetik kullanimini tam olarak yansitmamaktadir. Bu nedenle daha dogru sonuçlarin elde edilebilmesi için çok daha fazla katilimcinin oldugu, gebelik boyunca kozmetik kullaniminin takip edilebildigi daha genis olgu serilerinin yapilmasi gerekmektedir. Çalismamizin ana kisitlayici noktalarindan bir digeri de; bir üniversite hastanesi kadin hastaliklari ve dogum polikliniginde takip edilen gebeler çalismaya alindigi için ve anket doldurmayi kabul edenler arasinda çalisma yapildigi için katilimcilarin topluma göre daha yüksek sosyokültürel seviyeye sahip olma egiliminde olma olasiligidir. Egitim seviyesi arttikça çevresel kimyasallarin olasi tehlikelerine dair bilgi de artmakta ve bu da davranislara yansimaktadir (34). Çalismaya zaman ayiracak hassasiyeti de gösterdikleri için, çalisma grubumuz topluma göre saglik konusunda daha dikkatli ve kozmetik kullanimi konusunda daha hassas olabilirler. Çalismamizin verileri anket sonuçlarina dayanmaktadir. Katilimcilarin gebelik dönemindeki davranislarini tam olarak yansitmayabilir. Anketlerde hastalara özel bir kozmetik ürün kullaniminin sorulmasi, o ürünün zararli olabilecegi ve gebelikte kullanmamasi gerektigini düsündürecegi için gerçek orandan daha düsük cevaplarin verilmesine neden olmus olabilir. Bilgimize göre gebelikte kozmetik kullanimi üzerine tavsiye veren bir bilimsel yayin bulunmamaktadir. Ürünler genel olarak marketlerde ve eczanelerde satildigi için tavsiye ve bilgilendirme daha çok ürünü satan kisiler tarafindan yapilmaktadir. Gebelik döneminde endokrin etkilenme yaratabilecek kozmetik ürünlerin kullaniminin önlenmesi ya da farkindaligin artirilmasinin saglanabilmesi için öncelikle saglikçilarin (kadin hastaliklari ve dogum uzmanlari, aile hekimleri, ebeler ve eczacilar) bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Hekimler kisisel bakim ürünü ve kozmetiklerin gebelikte olasi zararli etkileri ve güvenligi konusunda bilgi sahibi olmali ve toplumu bilgilendirmede etkin rol almalidir. Bu amaçla dogru bilgilerin elde edilebilmesi de ancak dogru planlanmis, genis kapsamli çalismalarin yapilmasiyla mümkün olacaktir.


Sonuç

Çalismamiz, gebelik döneminde hangi kisisel bakim ürünü ve kozmetik kullaniminin daha sik oldugunu ortaya koymaktadir. Bu da maruziyet çalismalarinin daha etkin olarak planlanmasina olanak saglayacaktir. Daha önce ülkemizde yapilmis böyle bir çalisma bulunmamaktadir. Bu çalisma ülkemizde yapilan ilk çalismadir. Katilimci sayisinin artirilmasi ve kozmetik kullaniminin bütün gebelik süresince irdelenmesi ile daha dogru sonuçlar elde edilebilecektir. Bu makalenin gebelerde kozmetik kullanimina bagli gelisebilecek maruziyet çalismalarinin planlanmasinda, bir ön çalisma olarak faydali olabilecegi kanaatindeyiz. Etik Etik Kurul Onayi: Etik kurul onayi bulunmamaktadir. Hasta Onayi: Hasta onami alinmistir. Hakem Degerlendirmesi: Editörler kurulu tarafindan degerlendirilmistir. Yazarlik Katkilari Konsept: Deniz Aksu Arica, Dizayn: Deniz Aksu Arica, Veri Toplama veya Isleme: Deniz Aksu Arica, Leyla Baykal Selçuk, Turhan Aran, Elif Ates, Analiz veya Yorumlama: Deniz Aksu Arica, Savas Yayli, Sevgi Bahadir, Literatür Arama: Deniz Aksu Arica, Yazan: Deniz Aksu Arica. Çikar Çatismasi: Yazarlar tarafindan çikar çatismasi bildirilmemistir. Finansal Destek: Yazarlar tarafindan finansal destek almadiklari bildirilmistir.


1. Juhász ML, Marmur ES, A review of selected chemical additives in cosmetic products. Dermatol Ther 2014,27-317

2. Witorsch RJ, Thomas JA, Personal care products and endocrine disruption: A critical review of the literature. Crit Rev Toxicol 2010,40-1

3. Dodson RE, Nishioka M, Standley LJ, et al, Endocrine disruptors and asthma-associated chemicals in consumer products. Environ Health Perspect 2012,120-935

4. Bocca B, Pino A, Alimonti A, et al, Toxic metals contained in cosmetics: a status report. Regul Toxicol Pharmacol 2014,68-447

5. Koch HM, Lorber M, Christensen KL, et al, Identifying sources of phthalate exposure with human biomonitoring: results of a 48h fasting study with urine collection and personal activity patterns. Int J Hyg Environ Health 2013,216-672

6. Wormuth M, Scheringer M, Vollenweider M, Hungerbühler K, What are the sources of exposure to eight frequently used phthalic acid esters in Europeans? Risk Anal 2006,26-803

7. Philippat C, Mortamais M, Chevrier C, et al, Exposure to Phthalates and Phenols during Pregnancy and offspring size at birth. Environ Health Perspect 2012,120-464

8. Ko A, Kang HS, Park JH, et al, The association between urinary benzophenone concentrations and personal care product use in Korean adults. Arch Environ Contam Toxicol 2016,70-640

9. Janjua NR, Mortensen GK, Andersson AM, et al, Systemic uptake of diethyl phthalate, dibutyl phthalate, and butyl paraben following whole-body topical application and reproductive and thyroid hormone levels in humans. Environ Sci Technol 2007,41-5564

10. Braun JM, Just AC, Williams PL, et al, Personal care product use and urinary phthalate metabolite and paraben concentrations during pregnancy among women from a fertility clinic. J Expo Sci Environ Epidemiol 2014,24-459

11. Larsson K, Ljung Björklund K, Palm B, et al, Exposure determinants of phthalates, parabens, bisphenol A and triclosan in Swedish mothers and their children. Environ Int 2014,73-323

12. Den Hond E, Paulussen M, Geens T, et al, Biomarkers of human exposure to personal care products: results from the Flemish Environment and Health Study (FLEHS 2007-2011). Sci Total Environ 2013,463-102

13. Martina CA, Weiss B, Swan SH, Lifestyle behaviors associated with exposures to endocrine disruptors. Neurotoxicology 2012,33-1427

14. Koniecki D, Wang R, Moody RP, et al, Phthalates in cosmetic and personal care products: concentrations and possible dermal exposure. Environ Res 2011,111-329

15. Parlett LE, Calafat AM, Swan SH, Women&rsquos exposure to phthalates in relation to use of personal care products. J Expo Sci Environ Epidemiol 2013,23-197

16. Buckley JP, Palmieri RT, Matuszewski JM, et al, Consumer product exposures associated with urinary phthalate levels in pregnant women. J Expo Sci Environ Epidemiol 2012,22-468

17. Mendelsohn E, Hagopian, A, Hoffman K, et al, Nail polish as a source of exposure to triphenyl phosphate. Environ Int 2016,86-45

18. Lemini C, Jaimez R, Avila ME, et al, In vivo and in vitro estrogen bioactivities of alkyl parabens. Toxicol Ind Health 2003,19-69

19. Pugazhendhi D, Pope GS, Darbre PD, Oestrogenic activity of p-hydroxybenzoic acid (common metabolite of paraben esters) and methylparaben in human breast cancer cell lines. J Appl Toxicol 2005,25-301

20. Suzuki T, Kitamura S, Khota R, et al, Estrogenic and antiandrogenic activities of 17 benzophenone derivatives used as UV stabilizers and sunscreens. Toxicol Appl Pharmacol 2005,203-9

21. Schreurs RH, Sonneveld E, Jansen JH, et al, Interaction of polycyclic musks and UV filters with the estrogen receptor (ER), androgen receptor (AR), and progesterone receptor (PR) in reporter gene bioassays. Toxicol Sci 2005,83-264

22. Stoker TE, Gibson EK, Zorrilla LM, Triclosan exposure modulates estrogen-dependent responses in the female wistar rat. Toxicol Sci 2010,117-45

23. Axelstad M, Boberg J, Vinggaard AM, et al, Triclosan exposure reduces thyroxine levels in pregnant and lactating rat dams and in directly exposed offspring. Food Chem Toxicol 2013,59-534

24. Howdeshell KL, Wilson VS, Furr J, et al, A mixture of five phthalate esters inhibits fetal testicular testosterone production in the sprague-dawley rat in a cumulative, dose-additive manner. Toxicol Sci 2008,105-153

25. Vélez MP, Arbuckle TE, Fraser WD, Female exposure to phenols and phthalates and time to pregnancy: The Maternal-Infant Research on Environmental Chemicals (MIREC) Study. Fertil Steril 2015,103-1011

26. Biesterbos JW, Dudzina T, Delmaar CJ, et al, Usage patterns of personal care products: Important factors for exposure assessment. Food Chem. Toxicol 2013,55-8

27. Ayenimo JG, Yusuf AM, Adekunle AS, et al, Heavy metal exposure from personal care products. Bull Environ Contam Toxicol 2010,84-8

28. Chan TY, Inorganic mercury poisoning associated with skin-lightening cosmetic products. Clin Toxicol (Phila) 2011,49-886

29. Centers for Disease Control and Prevention (CDC), Mercury exposure among household users and nonusers of skin-lightening creams produced in Mexico- California and Virginia, 2010. MMWR Morb Mortal Wkly Rep 2012,61-33

30. Manová E, von Goetz N, Keller C, et al, Use patterns of leave-on personal care products among Swiss-German children, adolescents, and adults. Int J Environ Res Public Health 2013,10-2778

31. Marie C, Cabut S, Vendittelli F, et al, Changes in Cosmetics Use during Pregnancy and Risk Perception by Women. Int J Environ Res Public Health 2016,30

32. Lang C, Fisher M, Neisa A, et al, Personal Care Product Use in Pregnancy and the Postpartum Period: Implications for Exposure Assessment. Int J Environ Res Public Health 2016,6

33. Barrett ES, Sathyanarayana S, Janssen, S, et al, Environmental health attitudes and behaviors: findings from a large pregnancy cohort study. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol 2014,176-119

34. Just AC, Adibi JJ, Rundle AG, et al, Urinary and air phthalate concentrations and self-reported use of personal care products among minority pregnant women in New York city. J Expo Sci Environ Epidemiol 2010,20-625

35. Meeker JD, Cantonwine DE, Rivera-Gonzalez LO, et al, Distribution, variability, and predictors of urinary concentrations of phenols and parabens among pregnant women in Puerto Rico. Environ Sci Technol 2013,47-3439

36. Just AC, Whyatt RM, Perzanowski MS, et al, Prenatal exposure to butylbenzyl phthalate and early eczema in an urban cohort. Environ Health Perspect 2012,120-1475