Son Güncelleme: 22.12.2017

Dermatoloji Tarihi

Madalyali Cildiyeciler

  • Adem Köslü
  • Halil Tekiner

Turk J Dermatol 2017;11(1):44-48

Avrupa kültüründe yer etmis olan bir ödüllendirme ve taltif araci olarak madalyalar, Osmanli Imparatorlugu’na III. Selim (1761-1808) zamaninda girmistir. 1801 yilinda çikarilmis olan “Hilal Madalyasi” Avrupali örneklere benzemekteydi. Saf altindan yapilmis olan ve ortasinda ters bir hilal bulunan bu yuvarlak madalya, daha çok Nil Savasi’nda Fransizlara karsi savasarak Osmanli’ya yardim eden Ingiliz subaylarina verilmistir. Daha sonra tahta geçen Sultan II. Mahmud (1785-1839) Yeniçeri Ocagi’ni kaldirip yeni bir ordu olan Asakir-i Mansure-yi Muhammediyye’yi kurdu. Bu uygulama ile birlikte Osmanli askerleri tek tip kiyafet giymeye basladi. Adina üniforma denen bu askeri giyside rütbe belirlenmesi gerekiyordu. Oysa yeniçeriler zamaninda giyilen kaftan ve farkli basliklarla (serpus, kavuk, vs.) sinif ve rütbe farkliliklari kolayca belirleniyordu. Iste bu durumda rütbe belirten nisanlara ihtiyaç duyuldu. Zaman içinde rütbe nisanlari yaninda bir de ödüllendirme nisanlari ortaya çikmaya basladi. Bu yeni nisanlar arasinda en ünlü ve uzun ömürlü olani Sultan I. Abdülmecid (1823-1861) tarafindan çikartilmis olan Mecidi Nisani’dir. Mecidi Nisani ayni zamanda özel bir nizamnameye sahipti. Bu nisanin kimlere verilecegi, hangi kosullarda geri alinacagi ve ne sekilde kullanilacagi gibi hususlar nizamnamede açiklanmisti. Bes rütbesi (derecesi) olan bu nisanin üst rütbeleri daha makbul olup özel kisilere verilir; padisah tarafindan bizzat veya padisahin huzurunda takdim edilirdi. Mecidi Nisani’nda yedi bölümde bes isinsal huzme ve ortasinda padisahin tugrasinin yer aldigi bordo mine ile çevrili bir kabarik halka bulunurdu. Burada “Gayret”, “Hamiyet” ve “Sadakat” yazilari ile birlikte padisahin cülus yili olan 1268 (1853 M) tarihi yer alirdi. Sultan Abdülaziz (1830-1876), cülusunun hemen alti ay sonrasinda agabeyi ve selefi olan Sultan I. Abdülmecid’in nisanindan daha gösterisli ve degerli bir nisan ihdasina irade buyurdu. 1861 yilinda çikarilan bu yeni nisana kendi adini vermeyip Osman Gazi’ye ithafen Nisan-i Osmani adini vermeyi uygun buldu. Ayni zamanda bu yeni nisana uluslararasi itibar kazandirmak amaciyla Fransa Imparatoru III. Napolyon’a hemen bir nisan gönderdi. III. Napolyon da bu jeste 1862 yilinda bir Légion d’honneur madalyasi göndererek karsilik verdi. Nisan-i Osmani birçok özellikleri ile öncekinden farkliliklar gösteriyordu. Gümüsten yapilan bu nisan yesil mineli ve yedi köseli bir yildiz seklindeydi (Resim 1). Orta kismi kabarik olan nisanin kirmizi mine üzerinde “El-müstenid bi’t-Tevfikat-i Rabbaniye, Abdülaziz Han, Melikü’d-Devleti’l-Osmaniye” (Osmanli Devleti’nin hükümdari, Allah’in yön göstermesine dayanan Abdülaziz Han) yazisi yer aliyor, bu yazinin altinda ise bir yarim ay bulunuyordu. Bunu yesil mineli bir halka çevreliyordu. Nisan-i Osmani de devlet hizmetinde basari göstermis kisilere iftihar ve imtiyaz olmak üzere çikartilmisti. Sultan II. Abdülhamid’den (1842-1918) baslayarak madalya ve nisanlarda, Edhem Eldem’in tabiri ile bir “ifrat ve tefrit dönemi” baslamis oldu (1). Uzun süren II. Abdülhamid saltanatinda basta Nisan-i Imtiyaz ve Nisan-i Iftihar olmak üzere çok sayida madalya ve nisan çikarildigi bilinmektedir. Nihayet Osmanli Imparatorlugu’nun zorlu döneminde, saltanatin son yillarinda Balkan Savaslari, iç isyanlar, Birinci Dünya Savasi sürerken madalya üretimi ve dagitiminda bir azalma olmustur. 1920 yilinda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafindan çikarilan kanun ile Istiklal Madalyasi disindaki bütün madalyalar geçerliligini kaybetmis ve kullanimlari yasaklanmistir. Osmanli Imparatorlugu zamaninda hangi doktorlarin Sultan tarafindan madalya ile taltif edildikleri hakkinda yazilmis bir kitap ya da makaleye rastlamadik. Ancak Padisahin hususi doktorlari mertebesine ulasan hekimlere (Spiridon Mavroyeni Pasa örneginde oldugu gibi) degisik rütbede nisan ve madalyalar verildigini tahmin etmek güç olmasa gerek. Dermatoloji tarihimizin erken dönemlerinde özellikle üç meslektasimizin çesitli madalya ve nisanlara sahip olduklarini görüyoruz. Öncelikle Dr. Dimitrios Zambako Pasa’dan (1832-1913) baslamak istiyoruz. 1832 yilinda Istanbul, Yeniköy’de dogmus olan Zambako, Mekteb-i Tibbiye’den mezun olduktan sonra Paris’e giderek Saint Louis Hastanesi’nde bilgi ve tecrübesini artirmistir. Dönemin en ünlü deri ve zührevi hastaliklari kliniginde uzman olduktan sonra Fransa’da kalmaya devam etmis, 1872 yilinda ise Istanbul’a dönmüstür. Sonraki yillarda adi ünlü hekimler arasinda anilmaya baslayan Dr. Zambako, Sultan II. Abdülhamid’in hekimi olmayi basarmistir (Resim 2). Çalismalarini Fransiz Hastanesi’nde sürdüren Dr. Zambako’ya bu arada Sultan tarafindan “Pasa” unvani da verilmistir. Daha sonra Dr. Zambako Pasa’yi Cemiyet-i Tibbiye-i Sahane’de baskan olarak görüyoruz (2). 1913 yilinda, 82 yasinda iken ölen bu ünlü hekim hakkindaki genel bilgiler bunlardir. Abdullah Biraderler tarafindan çekilmis olan bir portre fotografinda Dr. Zambako Pasa’nin gögsü madalyalarla doludur. Ancak bu madalyalar hakkinda ayrintili bilgi bulunmamaktadir. Fransiz Legion d’honneur nisani yaninda iri semseleri ile Osmanli nisanlari seçilmekte olup Pasa adeta bir madalya koleksiyoncusu görünümündedir (3). Bu belirsizligi çözüme kavusturmak üzere Basbakanlik Osmanli Arsivleri’nde (BOA) yaptigimiz arastirmalar sirasinda son derece degerli bilgilere ulastik. Öncelikle Zambako Pasa’ya birinci dereceden Nisan-i Mecidinin ve murassa (degerli taslarla süslenmis) Nisan-i Osmaninin verilmis oldugunu gördük (4,5). BOA’da çalismalarimizi sürdürürken bizi heyecanlandiran diger bir önemli tespitimiz de Dr. Ernst von Düring Pasa’ya (1858-1944) takdim edilmis madalyalar hakkindaki irade-i seniyyeler oldu. 1880’li yillarda yurdumuzda artan frengi olgularinin ayni zamanda orduda asker ve güç kaybina neden oldugunun anlasilmasi üzerine Colmar von der Goldz Pasa vasitasiyla Almanya’dan yardim istenmistir. Ünlü Alman dermatopatolog Prof. Dr. Paul Gerson Unna’nin tavsiyesi üzerine 31 yasindaki Dr. Düring Istanbul’a davet edilmis ve kendisine profesör ünvani verilerek Mekteb-i Tibbiye-i Sahane’de emraz-i cildiye ve efrenciye (deri ve zührevi hastaliklari) profesörlügüne getirilmistir (Resim 3). Dr. Düring bu görevine ek olarak Anadolu’da 6 yil devam eden frengi mücadelesinde çok yararli faaliyetlerde bulunmustur. Bu çalismalari Sultan II. Abdülhamid tarafindan takdir edilmis ve Dr. Düring’e mir-i miran (beylerbeyi) unvani verilmistir (6). Arastirmalarimiz, Dr. Düring’e iki ayri Osmanli nisani verildigini göstermektedir. Bunlardan birincisi üçüncü dereceden Osmani Nisani, digeri ise ikinci dereceden Mecidi Nisanidir (7,8). Mecidi Nisani aldigini bildigimiz diger dermatolog meslektasimiz ise Dr. Menahem Hodara’dir (1869-1926). Dr. Hodara, arastirma ve yayinlari ile tip tarihinde derin izler birakan bir Osmanli dermatologudur. Mekteb-i Tibbiye-i Sahane’den Mart 1890’da mezun olmus, mezuniyetinden kisa süre sonra yüzbasi unvani ile Bahriye Merkez Hastanesi emraz-i cildiye ve efrenciye tabip muavinligine tayin edilmistir. Buradaki görevi sirasinda Dr. Ernst von Düring’in asistanligini yürütmüs, bilimsel kabiliyeti ve çaliskanligi ile dikkat çekmistir. Hodara, 1893 yilinda Dr. Unna’nin yaninda arastirmalarda bulunmak üzere Hamburg’a gönderilmistir. 1896’da Istanbul’a dönerek Bahriye Merkez Hastanesi’ndeki görevine devam etmistir (Resim 4) (9). Çok yönlü bir hekim olan Dr. Menahem Hodara ayni zamanda 1919 yilinda kurulan Emraz-i Cildiye ve Efrenciye Cemiyeti’nin de baskanligini yapmistir. Basta Prof. Dr. Hulusi Behçet (1889-1948) olmak üzere oglu Dr. Viktor Hodara (1898-1951) ve Dr. Izzet Kamil (Arca) (1877-1931) gibi birçok dermatoloji uzmaninin yetismesinde katkilari olmustur. 1897 yilinda Sultan II. Abdülhamid tarafindan dördüncü dereceden Mecidiye Nisani ile taltif edilmis, 1906 yilinda ise ikinci dereceden Mecidiye Nisani ile onurlandirilmistir (Resim 5) (10). Daha sonraki yillar bilindigi gibi çok sancili geçmis, Türk ordusu bes cephede düsmanla mücadele etmek mecburiyetinde kalmistir. Kahraman askerlerimiz bu zorlu mücadelelerini sürdürürken en büyük yardimcilarindan biri de sayilari ve imkanlari son derece kisitli olan asker ve sivil hekimlerimiz olmustur. Bu mücadelede yer alanlardan biri de Sam Tibbiye Mektebi muallimlerinden biri olan meslektasimiz Prof. Dr. Ali Riza Atasoy’dur (1875-1951). Kendisi Kanal Harekati’nda Cenin Hastanesi, Baelbek Talimgah Hastaneleri ve Hayfa Sevkiyat-i Askeriye ve 1.500 yatakli Mene Intani Hastaliklar Hastanesi bastabiplikleri görevlerinde bulunmustur. Bu nedenle kendisine 1916 yilinda Harp Madalyasi verilmistir (11). Harp Madalyasi, Birinci Dünya Savasi’nda Osmanli cephelerinde üstün cesaret ve kahramanlik gösteren Osmanli ve Ittifak Devletleri askerlerine Sultan Mehmet Resat tarafindan 1 Mart 1915’te verilen bir askeri nisandir ve Osmanli Imparatorlugu’nun son madalyasidir. Madalyanin ön yüzünde bes köseli kirmizi bir yildiz, onun ortasinda gösterisli bir hilal vardir. Hilalin iç bükeyinde Sultan Mehmet Resat’in tugrasi bulunmaktadir. Ayrica tugranin altina, Hicri takvime göre madalyanin verildigi 1333 (1915 M) yili islenmistir (Resim 6). Kurtulus Savasi sirasinda cephede ve cephe gerisinde yararlilik gösterenlere madalya verilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi 29 Kasim 1920 tarihinde, 66 sayili Istiklal Madalyasi Kanunu’nu çikartmistir. Hakiki bir kahramanlik madalyasi olan Istiklal Madalyasi’nin çok sayida dermatolog meslektasimiza verilmis oldugunu tespit etmis bulunuyoruz. Yasaya göre sag gögüs üzerine her gün takilmasi gereken Istiklal Madalyasi oval sekilde, 35’e 40 mm boyutlarinda ve yaklasik 15 gram agirliginda olup pirinçten yapilmistir. Madalyanin ön yüzünde I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasi ile dönemin Ankara’sinin görünümü, geride ise dogan bir günesin isik hüzmeleri resmedilmistir (Resim 7). Burada Latin harfleriyle 23 Nisan 1336 (23 Nisan 1920 M) yazisi bulunur. Madalyanin arka yüzünde ise Misak-i Milli sinirlarini gösteren bir Türkiye haritasi yer almaktadir. Istiklal Madalyasi sahibi meslektaslarimizdan biri de Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim Incedayi’dir (1893-1971). Dr. Incedayi’nin ordu hizmeti 1919 yilinda üstegmen olmasi ile baslar. Mütareke döneminde Ankara’ya geçerek Milli Mücadeleyi destekleyen Incedayi, Istiklal Savasi’na basindan sonuna kadar istirak etmistir (Resim 8). 1921’de yüzbasiliga, 30 Agustos 1922’de ise Baskumandanlik Meydan Muharebesi’ndeki hizmetlerinin yüksek kumanda heyetince takdir edilmesi üzerine fevkaladeden binbasiliga terfi eder. Ayrica Istiklal Madalyasi ile taltif olunur (Resim 9) (12). Asker kökenli degerli meslektasimiz Prof. Dr. Metin Özata, Atatürk ve Hekimler baslikli kitabinda bu konuya genis bir sekilde yer vermis, savasa bizzat katilip cephede bulunan ve kirmizi seritli Istiklal Madalyasi almaya hak kazanan, çesitli branslardan birçok hekimi tanitmistir (11). Bu listede yer alan cildiye uzmani meslektaslarimizi görev yaptiklari bölgeleri de dikkate alarak sunarken hemen hepsi Hakk’in rahmetine kavusan madalyali cildiyecilerimizi saygi ile aniyoruz. Dr. Cevdet Alkaya (Sihhiye Dairesi zat isleri müdürü olarak çalisti), Dr. Seyfettin Atalan (Cildiye uzmani, son taarruzda 17. Firka Sihhiye Bölügü’nde çalisti), Dr. Saban Barutçu (Sark cephesinde hizmetlerde bulundu), Dr. Abdurrahim Bayraktar (8. Firka Hücum Tabur tabibi olarak çalisti), Dr. Ibrahim Göze (Sark Cephesi 9. Tümen Tabur tabibi olarak çalisti) ve Dr. Ali Demir Kamçioglu (Anadolu’ya geçip Bolvadin Hükümet tabipligi, askeri sevkiyat hekimligi, 2. Ordu Hastanesi yardimci hekimligi, Piribeyli Nokta hekimligi görevlerinde bulundu) (11).


1. Eldem E, Iftihar ve Imtiyaz: Osmanli Nisan ve Madalyalari Tarihi. Istanbul: Osmanli Bankasi Arsiv ve Arastirma Merkezi Yayinlari

2. Unat EK, Osmanli Imparatorlugu&rsquonda leproloji üzerine. Turkderm 1976,12-1502

3. Abdullah Frères, Démétrius Alexandre Zambaco Pacha [fotograf]. Paris: Collection Bibliothèque de l&rsquoAcadémie Nationale de Mé

4. BOA, I.TAL. no: 372/49. 8 Recep H (8 Eylü 1323

5. Köslü A, Prof. Dr. Ernest von Düring (1858-1944). Dermatose 2003,1

6. Tekiner H, Dr. Menahem Hodara (1869-1926) and his contributions to dermatology. Int J Dermatol 2016,55-114

7. Tekiner H, Dr. Menahem Hodara&rsquonin (1869-1926) vefatinin ardindan. Yeni Tip Tarihi Arastirmalari 2015,21-91

8. zata M, Atatürk ve Hekimler. Istanbul: Denker Yayinevi

9. Köslü A, Hocam Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim Incedayi (1893-1971). Tip ve Kültür Tarihi Arastirmalari 2015,18