Son Güncelleme: 22.12.2017

Özgün Araştırma

Saç Hastaliklari Ünitesi Deneyimi: 1,617 Olgunun Analizi

10.4274/tdd.2810

  • Asli Bilgiç Temel
  • Yesim Senol
  • Berna Nazlim
  • Birgül Özkesici
  • Özlem Dicle

Gönderim Tarihi: 03.07.2015 Kabul Tarihi: 20.08.2015 Turk J Dermatol 2016;10(1):19-26

Amaç: Ülkemizde saç hastaliklari basvurularina ait tanimlayici veriler oldukça azdir. Bu çalismada, mezuniyet öncesi ve sonrasi egitim programlarinin olusturulmasina katki saglayacagi düsüncesiyle, bölgemizde gözlenen saç hastaliklari hakkinda bilgi sahibi olmak, ünitemize basvuran hastalarin özelliklerini tanimlamak ve saç hastaliklarinda tanisal yaklasima katki saglayabilecek verileri belirlemek amaçlanmistir. Yöntemler: Tanimlayici epidemiyolojik çalismamizda, üniversitemiz Saç Hastaliklari Ünitesi’ne Mayis 2011-Mayis 2014 tarihleri arasinda basvuran, ardisik 1,617 yeni hastanin verileri geriye dönük olarak degerlendirildi. Bulgular: Genel poliklinik basvurulari arasinda saç hastaliklari %7 oraninda saptandi. Hastalarin yas ortalamasi 32,28±15,45 yas (0-84 yas) olup kadin/erkek orani 2,26 olarak bulundu. Yakinmalarin %60 hastada kronik persistan seyir gösterdigi ve hastalarin %69,1’inin basvuru aninda yakinma sürelerinin yillarla ifade edildigi saptandi. En sik, androgenetik alopesi (AGA), telojen effluvium ve alopesi areata tanilari konmustu (sirasiyla; %45,8, %39,4, %17,8). Tani amaciyla 339 hastada (%20,9) trikoskopi yapilmis ve bunlarin %85’inde saptanan bulgular taniya yardimci olmustu. Sonuç: Bölgemizde saç sorunlari nedeniyle basvuru orani genel poliklinik sayisi içinde önemli bir miktardadir. AGA, telojen effluvium ve alopesi areatanin iyi taninmasi ve muayenede trikoskopi gibi yardimci yöntemlerin kullanilabilmesi saç hastaliklari alaninda basariyi arttiracaktir.

Anahtar Kelimeler: Saç hastaliklari, alopesi, androgenetik alopesi, alopesi areata, telojen effluvium, trikoskopi

Giris

Dermatoloji poliklinigine basvuran hastalarin bir kismini olusturan saç hastalarina ait tanimlayici veriler oldukça azdir. Bu çalismada, Akdeniz Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastaliklar Anabilim Dali, Saç Hastaliklari Ünitesi’ne üç yillik bir sürede basvuran hastalar degerlendirilmis, bölgemizde gözlenen saç hastaliklari hakkinda bilgi sahibi olmak, ünitemize basvuran hastalarin özelliklerini tanimlamak ve saç hastaliklarinda tanisal yaklasima katki saglayabilecek verileri belirlemek amaçlanmistir. Ülkemizde bu verilerin elde edilmesi ayni zamanda mezuniyet öncesi egitim programlarinin olusturulmasina oldugu gibi uzmanlik ögrencilerinin egitim programlarina da katki saglayabilir.


Yöntemler

Tanimlayici epidemiyolojik arastirmamiza, fakültemiz saç hastaliklari ünitesine Mayis 2011’de kurulmasini takiben, Mayis 2014 tarihine kadar olan üç yillik sürede basvuran ardisik 1,617 hasta alindi. Hastalarin verileri, ünitenin hasta kayitlarinin tutulmasi için olusturulan dijital programdan geriye dönük olarak degerlendirildi. Bu programda hastalar toplamda 18 ana baslikta 210 veri açisindan sorgulanmisti. Çalismamizda bu veriler arasindan; hastalarin demografik özellikleri, basvuru nedenleri, öykülerinde yer alan özellikler, basvuru aninda yakinmalari ve yakinmalarin süreleri, hastalik seyri, aile öyküleri, saçlar disinda diger killara dair muayene bulgulari, konulan tanilar, tani araçlari ve saçla ilgili kozmetik ve bitkisel ürün aliskanliklari kaydedildi. Hastaliklariyla ilgili yakinma süreleri 3 ay ve altinda ise akut, üç ayin üzerinde ise kronik olarak kabul edildi. Istatistiksel degerlendirmelerde SPSS 18.0 programi kullanildi. Analizlerde nominal degiskenler arasindaki iliskilerin incelenmesinde ki kare testi, üç grubun ortalamalarinin karsilastirilmasinda ise ANOVA testi kullanildi. ki kare tablolarinda beklenen deger 5’in altinda ise dört gözlü tablolarda Fisher ki kare, dörtten fazla gözlü tablolarda Yates düzeltmeli ki kare kullanildi. Sonuçlarda p<0,05 istatistiksel olarak anlamli kabul edildi. ANOVA’da anlamli çikan sonuçlar için Tukey post test uygulandi.


Bulgular

Saç hastaliklari ünitesine basvuran hastalar son üç aydaki genel poliklinik basvurulari arasinda %7 oraninda yer tutuyordu. Üç yilda degerlendirilen 1,617 hastanin 1,121’i (3) kadin (K), 496’si (7) erkekti (E) (26). Hastalarin yas ortalamasi 32,28±15,45 (minimum-maksimum: 0-84 yas) olup kadin hastalar için bu deger 34,56±15,9, erkek hastalar için 27,13±12,77 olarak bulundu. Hastalar ünitemize en sik saçlarda seyrelme (3) yakinmasiyla basvururken, lokal saç dökülmesi (5) ve yaygin saç dökülmesi (2) diger sik görülen basvuru nedenleriydi. Kaslarda dökülme (5) ve kirpiklerde dökülme (1) nispeten daha az görülen nedenlerdi. Tüm basvuru nedenleri Sekil 1’de gösterilmistir. Basvuru sirasinda hastalarin yakinma süreleri; %69,1’inde yillarla, %26,3’ünde aylarla, sadece %0,6 hastada haftalarla ve %0,9 hastada günlerle ifade edilmisti. Muayene eden doktorun degerlendirme notlarina bakildiginda da hastalarin yakinmalari %60’inda kronik persistan ve %15,3’ünde kronik, ancak ataklar halinde seyir gösterdigi, sadece yine %15,3 hastada akut seyir oldugu saptandi. Üniteye basvuran hastalarin muayene ve tetkikleri sonucunda 21 farkli ICD tanisina ulasilmisti. Tanilar arasinda androgenetik alopesi (AGA), telojen effluvium (TE) ve alopesi areata (AA) (8) ilk siralarda yer almaktaydi. Tüm AGA tanili bireylerin %36,1’inde (267 hasta) ayni zamanda tabloya TE eslik etmekteydi. Sikatrisyel alopesiler (SA) içinde primer SA olgu sayisi 97 olup tüm saç hastaliklari basvurulari arasinda %6 oraninda yer tutuyordu. Tanilar gruplandirildiginda görülme sikliklari, yas ve cinsiyet dagilimlari ayrintili olarak Tablo 1’de gösterilmistir. Traksiyonel alopesi, gevsek anajen saç sendromu ve tinea kapitis olgulari sayilari az oldugundan sikatrissiz diger alopesiler basliginda gruplandirilmistir. Tanilara göre ortalama yas ve cinsiyet açisindan istatistiksel olarak anlamli bir farklilik saptanmamistir. Biyopsi ve immünofloresan inceleme gibi genel tani araçlari disinda, ünitemizde, saç hastaliklarina özgü kullanilan tani araçlarina bakildiginda, en sik çekme testi, trikoskopi ve trikogram yöntemlerinin kullanildigi saptandi. Çekme testi tüm basvurularin %90,3’ünde uygulanmis ve bunlarin %58,6’sinda aktif saç dökülmesinin saptanmasina katki saglamisti. Trikoskopi uygulanan 339 hastanin %85’inde de dosyalarinda taniya ulastirdigi belirtilen yardimci anormal trikoskopik bulgular saptanmisti. Diger tani araçlarindan mikroskopik muayene yöntemlerine ise %5,2 trikogram, %0,2 polarize mikroskopi ve %0,2 taramali elektron mikroskopi olacak sekilde oldukça düsük bir oranda basvurulmustu (Sekil 2). Hastalar kasinti, yanma, batma, yaglanma ve trikodini gibi saç hastaliklarina eslik edebilecek ek bulgular açisindan sorgulandiginda, kasintinin tüm olgularin %10,3’üne eslik ettigi görüldü. Kasinti, yaglanma ve trikodini bulgulari en sik AGA ve TE hastalarinda saptandi. Trikodini saptanan olgu sayisi düsük olmakla beraber bunlarin %62,1’inin TE’ye ve %44,8’inin AGA’ya eslik ettigi saptandi. AA hastalarinda bu bulgularin tümü digerlerine göre istatistiksel olarak anlamli sekilde daha az görülmekteydi (Tablo 2). Ancak AA hastalarinda, kas, kirpik, sakal, biyik ve diger vücut killarinda dökülme görülmesinin, diger saç hastaliklarina göre anlamli olarak fazla oldugu saptandi (Tablo 3). AGA ve AA tanili hastalarda aile öyküsü degerlendirildiginde AGA hastalarinin %85,1 aile bireylerinde de benzer dökülme oldugu saptandi. AGA’da anne ve babada AGA varligi anlamli olarak farklilik gösterdi. AA hastalarinda ise aile öyküsünde anlamli farklilik yaratacak bir özellik bulunmadi (Tablo 4). Hastalarin öykülerinde sorgulanan ve dijital dosyalarina isaretlenen, hastaliga neden olabilecegi düsünülen özellikler ve eslik eden hastaliklara bakildiginda; diger hastaliklara göre TE ve AGA’da anemi ve demir eksikligi anlamli yükseklik göstermekteydi. Ayrica TE hastalarinda son 6 ayda strese neden olan durum varligi istatistiksel olarak daha yüksek bulundu. Diger yandan AA hastalarinda tiroid hastaligi öyküsü anlamli olarak daha düsüktü (Tablo 5). Hastalarin saçlarla ilgili kozmetik ve bitkisel ürün tercihleri ve boya, perma gibi profesyonel uygulamalari sorguladiginda hastaliklar arasinda AA’da saç boyasinin daha az kullanilmasi disinda anlamli bir özellik saptanmadi (Tablo 6).


Tartisma

Saç hastaliklari ünitemizin üç yillik verilerini degerlendirme amaciyla yola çiktigimiz bu çalismada, öncelikle, saç hastaligi nedeniyle yapilan basvurularin, bölgemizde tüm dermatoloji poliklinik basvurulari arasinda %7 oraninda yer tuttugunu belirlemis olduk. Deri hastaliklarinin insidans ve prevalansiyla iliskili epidemiyolojik çalismalar hem ülkemizde hem de diger ülkelerde oldukça kisitlidir. Dolayisiyla, dermatoloji polikliniklerine ayaktan basvurup takip ve tedavileri yapilan hastalarin demografik özellikleri ve genel dagilimlari çok iyi bilinmemektedir. Ülkemizde, bildigimiz kadariyla dermatolojik hastaliklarin prevalansini saptamaya yönelik iki çalisma bulunmaktadir. Bunlardan biri Dogu Anadolu’da Askeri bir Tip Merkezi’nde yapilmistir, toplam 7,155 hastada saç hastaliklari %5,42 oraniyla, fungal hastaliklardan sonra en sik görülen ilk 10 hastalik içinde bulunmustur. Bu çalismada saç hastaliklari arasinda AA %79,6 gibi oldukça yüksek bir orandadir (1). Diger çalismada, Istanbul’da bir egitim arastirma hastanesinde, dermatoloji poliklinigine basvuran 2,374 hasta arasinda, saç hastaliklari sikligi, viral sigilller ve fungal infeksiyonlardan sonra %7,96 oraninda verilmistir (2). Sifir-17 yas pediatrik grupta ise konuyla ilgili görece daha fazla epidemiyolojik degerlendirme yapilmistir. Çocuklarda deri hastaliklari arasinda saç hastaliklarinin görülme orani, Ankara, Zonguldak, Bolu, Izmir, Istanbul, Tokat ve Afyon gibi farkli cografik bölgelerde sirasiyla %6, %5,1, %2,6, %3,9, %3,8, %4,4 ve %6,2 oranlarinda bulunmustur (3-9). Bu çalismalarin bir kisminda saç hastaliklari arasinda alt gruplarin görülme sikliklarina da yer verilmis olup çocuklarda AA’nin daha çok gözlendigi dikkat çekmektedir (3). AA görülme sikligi Can ve ark. (7) çalismasinda %68,8, Oruk ve ark.’nin (3) çalismasinda %83 gibi yüksek oranlara ulasmaktadir. AA, Kaçar ve ark. (9) çalismasinda ise seboreik dermatitin ardindan %19,5 oraninda ve Akbas ve ark. (10) çalismasinda ise TE’nin ardindan %27,8 oraninda ikinci sirada yer almistir. Her ne kadar çocuk ve eriskin grubu birlikte degerlendiren çalisma sayisi az olsa da, çalismamizda elde ettigimiz, tüm dermatolojik basvurular arasinda saç hastaliklari basvuru orani ülkemizde yapilmis çalisma sonuçlari ile benzer gözükmektedir. Hastalik alt gruplari arasinda yas ve cinsiyet farkliligi yaratacak bir durum saptanmamistir. Degerlendirme grubumuzda AA görülme sikliginin üçüncü sirada yer almasi ise bir farklilik olarak göze çarpmaktadir. Yeni yapilan bir çalismada Karadeniz bölgesinde AA sikligi, tüm dermatolojik basvurular içerisinde askeri basvurularda %5,4 oraninda bulunmus ve askeri ve sivil hastane basvurularinda AA saptanma sikliginin sivil basvurulara göre istatistiksel olarak anlamli yüksek bulundugu belirtilmistir (11). Dogan’in (1) çalismasinda da saptanan yüksek AA tani orani yine çalismanin yapildigi merkezin askeri bir merkez olmasiyla açiklanabilir. AA sik görülen bir hastalik olup dermatoloji polikliniklerine basvurular arasinda %0,7-3,8 oraninda yer tuttugu bilinmektedir (12,13). Yüz doksan farkli dermatoloji kliniginde yürütülen çok genis kapsamli bir arastirmada, deri hastaliklari arasinda AGA prevalansi %0,31 saptanirken AA prevalansi %2,45 olarak bulunmustur (14). Bizim çalismamizda ise hastalarimizin büyük bir çogunlugunu basta AGA olmak üzere AGA ve TE hastalari olusturmaktadir. Patern dökülme yakinmasi yaninda ek olarak TE olan ve her iki durumdan da yakinan ortak küme hasta grubu çikarildiginda AGA ve TE basvurulari toplamda %68,6 oraninda bulunmustur. Hastaliklarin görülme sikliklari çevresel faktörler ve sosyoekonomik durum ve demografik farkliliklara bagli olarak degiskenlik gösterebilir. AGA ve TE tanilarinin ön siralarda yer almasi ve AA’nin daha düsük oranlarda gözlenmesi çalismamizin tüm yas gruplarini içermesi, degerlendirilen grubun yas ortalamasinin 32,28 yas olusu ile açiklanabilir. Diger yandan saç hastaliklari ünitesinin, hastaliga özel bir poliklinik olmasi nedeniyle ve bu sayede bölgemizde referans merkez olmasi dolayisiyla çalismamizin genel olarak saç hastaliklari ve görülme oranlariyla ilgili daha kapsamli veriler içerdigini düsünmekteyiz. Benzer sekilde, literatüre bakildiginda, primer SA’larin saç hastaliklari arasinda görülme oraninin %2,1-%7,3 arasinda degisen oranlarda verildigi ve saç hastaliklarina özel polikliniklerin yaptigi degerlendirmelerde bu oranlarin genel dermatoloji polikliniklerinde yapilan degerlendirmelere göre daha yüksek oldugu görülmektedir (15-17). Çalismamizda primer ve sekonder SA’larin görülme sikligi %6,7 olup diger saç hastaliklari merkezleri oranlarina benzerlik göstermektedir (15,16). Serimizde seboreik dermatit ve hirsutizm tanilari oldukça düsük saptanmistir. Bu durum bu grup hastalarin saç polikliniklerinden daha çok genel dermatoloji polikliniklerine basvurdugunu düsündürmektedir. Çalismamizda ünitemize basvuran hastalara yakinmalarinin ne kadar süre önce basladigi sorusuna verilen yanitlar sonucunda %69,1 gibi yüksek bir oranda yakinmanin en az bir yildir oldugu saptanmistir. Yakinmasini hafta ya da günler ile ifade eden hasta orani sadece %1,5 olarak bulunmustur. Basvuru nedenleri arasinda ise saçlarda seyrelme yaklasik bes hastanin dördünde saptanmistir. Bu veriler saç hastaligi bulunan kisilerin saçlarda ancak seyrelme olduktan sonra basvuru yaptigi ya da hastaliklari ile ilgili bir özgün poliklinige daha geç basvurdugu seklinde yorumlanabilir. Saç hastaliklarinin tanisinda basvurulan saç ve saçli deri muayenesi ve biyopsi gibi genel tani araçlari disinda, çekme testi, trikoskopi, özellikle bazi saç dökülmelerinin ayirici tanisinda ek katki saglayan trikogram ve isik mikroskopik inceleme için hazirlanan preparatlar kullanilmaktadir (18). Çalismamizda bu yöntemler arasinda en çok basvurulan Çekme testi olup bunu trikoskopik inceleme izlemistir. Çekme testi basit bir muayene metodu olup özellikle AGA basta olmak üzere birçok saç hastaliginda aktiviteyi saptamak için kullanilmaktadir (18). Çalismamizda hastalarin neredeyse tamaminda bu test uygulanmis ve yaklasik yarisinda pozitif bulunarak taniya katki saglamistir. Trikoskopik muayenenin yaklasik bes hastadan birinde uygulandigi görülmektedir ancak bu muayene sonucunda %85 gibi yüksek bir tanisal yardim saglamistir. Trikogram ve mikroskopik preparatlar ise çok düsük oranlarda kullanilmistir. Hastalarimizda saçlarla iliskili temel sorun disindaki ek yakinmalar sorgulandiginda kasinti yakinmasinin üniteye basvuran tüm hastalarin %10,3’ünde saptandigi ve SA hasta grubunda hastalarin üçte birinde gözlenen en sik belirti (5) olarak karsimiza çiktigi görüldü. Tüm yakinmalara bakildiginda ise AA hastalarinda yanma, batma, agri ve trikodininin anlamli olarak az görüldügü saptandi. Trikodini ve yaglanma yakinmasi tüm basvurular arasinda oldukça azdi. Trikodini TE olgularinin %2,8’inde, AGA hastalarinin %1,8’inde olacak sekilde sadece 29 hastada saptanmisti. Trikodini saçlarda dökülmesi olan kisilerde ayni zamanda kisinin endiselerinin artmasina da yol açabilen, nedeni tam olarak bilinmeyen saç köklerinde agri hissedilmesi olarak tanimlanan bir bulgudur (19). Rebora ve ark. (20) saç dökülmesi yakinmasiyla basvuran 222 kadin hastanin 76’sinda trikodini saptamislar ve bu bulgunun peribulbar inflamasyon ile iliskili olabilecegi yorumunda bulunmuslardir. Benzer sekilde Baldari ve ark. (21) trikodininin, özellikle aktif TE hastalarinda oldugunu ve inflamatuvar peripilar aktiviteye bagli bir belirteç olabilecegi düsüncesini öne sürmüslerdir. Bir baska çalismada AGA, TE hastalarinda trikodini varligi %29 oraninda saptanmis ve daha çok TE ile iliskili bulunmustur. Bu çalismada trikodini varligi AGA ve TE hastalari birlikte degerlendirildiginde kontrol grubuna göre istatistiksel anlamli yüksek saptanmis ve trikodinisi olan TE hastalarinda depresyon, AGA hastalarinda ise obsesif kompülsif bozukluk sikliginin artmis oldugu gösterilmistir (22). Biz çalismamizda trikodiniyi oldukça az saptadik. Bu durum çalismamizin geriye dönük degerlendirme yöntemine bagli olabilir. Diger yandan çalismamizda hastalar ayrintili sorgulanmis ve formlarda yanma batma hissi ayri belirtiler olarak verilmisti. Trikodininin formlarda hastalara, saç diplerinde agri seklinde daha özgün tanimlanmasi nedeniyle toplam sayinin düsük oldugunu düsünüyoruz. Bununla beraber, az sayida da olsa trikodini belirtisi olan olgulara yüksek oranda AGA ve TE’nin eslik etmesi, saçlarda dökülme nedeniyle basvuran hastalarda trikodini eslik ediyorsa bu iki saç dökülme nedenine isaret edebilecegini düsündürmektedir. Sik gözlenen alopesi tiplerinde diger vücut killarinda etkilenmeye baktigimizda kaslarda, kirpiklerde, sakal, biyik ve vücut killarinda dökülmenin anlamli olarak AA’ya eslik ettigi gözlendi. Saç disi diger killarda dökülme olan toplam 187 olgunun %74’ünün son tanisi AA olmustu. Bu bulgular AA hastalarinin saç disinda tüm vücut killari ile ilgili yakinmalarinin sorgulanmasi ve fizik muayenede kontrol edilmesi gerekliligini desteklemektedir. Çalismamizda hastalarin aile bireylerinde benzer alopesi varligi AGA ve AA hastalari için degerlendirilmisti. AGA hem erkek hem de kadinlarda bizim çalismamizda da gösterildigi gibi en sik saç dökülmesi nedenidir, erkeklerde 18-49 yas arasinda AGA %42 iken bu oran kadinlarda 70 yas üstünde %38 olarak saptanmaktadir (23-26). Toplumda bu kadar sik gözlenen AGA’nin genetik geçisli oldugu bilinmekle beraber degisik popülasyonlarda yapilan çalismalar farkli sonuçlar göstermektedir. AGA’li erkeklerde ailede AGA öyküsü farkli çalismalarda %29,7, %64,1, %81,5 oranlarinda, AGA olan kadinlarda AGA aile öyküsü ise %19,2, %49,4 oranlarinda saptanmistir (27-29). Kore’de yapilan bir çalismada saç dökülme yasi ve ailede AGA öyküsü arasindaki iliski arastirilmistir. Erkeklerde erken saç dökülmesi olan grupta paternal AGA öyküsü geç baslayanlara göre daha sik saptanmistir. Bayanlarda ise saç dökülmesi baslangiç yasi ve aile öyküsü arasinda iliski saptanmamistir. Bu sonuç paternal faktörlerin daha çok erkek bireylerdeki AGA’da etkili oldugunu göstermistir (30). Yedi yüz kirk hastalik AGA grubumuzda cinsiyet, yas ve AGA evresine göre degerlendirme yapilmamisti. Ancak literatüre benzer sekilde hastalarin aile bireylerinde öyküde bu tip dökülmenin çok yüksek olup babada AGA varliginin %58,1 ile en sik gözlenen bulgu oldugunu, hem anne hem de babada AGA varliginin istatistiksel olarak farklilik gösterdigini saptadik. AA’nin genetik geçis gösterdigini destekleyen çok sayida çalisma yapilmistir. AA hastalarinin birinci derece akrabalarinda hastaligin görülme orani artmaktadir (31). Bu oran erken baslangiç yasi olan hastalarda daha belirgin bulunmustur (32). Genis bir seride AA hastalarinin %7’sinde en az bir akrabada AA oldugu saptanmistir (33). Biz de AA’li hastalarin aile bireylerinde en sik kardes ve baba tarafindan akrabalarda olmak üzere %2,8-5,2 arasinda degisen oranda aile öyküsünü pozitifligi saptamis olduk. Çalismamizda, hastalar saç dökülmelerine neden olabilecek sistemik hastaliklar öyküsü açisindan sorgulandiklarinda; TE ve AGA hastalarinda anemi, demir eksikligi ve TE olgularinda ayrica son 6 ayda yasanan stres varliginin istatistiksel olarak anlamli yüksek bulundugu saptanmistir. Stresin klinik olarak TE’ye yol açip açmayacagi uzun yillar tartisilmis ve Arck ve ark.’nin (34,35) çalismalariyla saç dökülmesi nedenlerinden biri olabilecegi gösterilmistir. Bu çalismalarda stresin saç büyümesi üzerine katajen evreyi indükleyerek, proinflamatuvar etki ile hasar yaparak etki gösterdigi, büyümeyi durdurdugu ve bunda P maddesinin anahtar rol oynadigi gösterilmistir (34,35). Diger yandan, her ne kadar saç dökülmesi olan hastalarda, rutin uygulama olarak demir eksikligi ve anemi yönünden parametreler istense de anemi ve demir eksikliginin farkli sekillerdeki saç dökülmelerine yol açip açmadigi objektif kaniti az olan ve hala tartismali olan bir konudur (36). Özellikle kadinlarda, AGA, TE hastalarinda saç dökülmeleri ile serum ferritin düzeyleri arasindaki iliskiyi arastiran birçok çalisma yapilmistir (37-41). Karsit çalisma sonuçlari olmakla beraber, çalismalarin bir kisminda serum ferritin düzeyleri ile hem TE hem de AGA arasinda iliski bulunmustur (37,38,38,39,40). Bizim bulgularimiz, metodolojik olarak çalismamiz tüm bu çalismalardan çok farkli da olsa, oldukça büyük bir hasta sayisiyla demir eksikligi ve aneminin AGA ve TE ile iliskisini desteklemistir. AA’da da demir eksikliginin ek bir rol oynayip oynamadigini degerlendiren çalismalar da vardir. Bu grup hastalarda yapilan kontrollü bir çalismada 17 AA hastasinda serum ferritin düzeylerinin normallere göre anlamli olarak düsük çiktigi belirlenmistir (40). White ve ark. (42) 21 kadin AA hastasinda demir eksikligini %71 oraninda, demir eksikligi anemisini %14 oraninda saptamislardir. Erkek hastalarinda ise her ikisini de gözlememislerdir. Bizim çalismamizda öyküsünde daha önce tani konmus demir eksikligi olan hasta oranimiz %4,5 ve anemi tanisi %6,3 olacak sekilde oldukça düsüktü. AA’nin tiroid hastaliklariyla birlikteligi ile ilgili çok çalisma yapilmis ancak görülme sikligi ile ilgili ortak bir veriye ulasilamamistir, AA ve tiroid hastaliklari birlikteligi %0-48 arasinda degisen oranlarda bildirilmistir (43-46). Tiroid hastaliklariyla AA siddeti iliskisi gösterilememis ancak hastalik süresiyle iliskili olabilir düsüncesinden yola çikarak yeni AA tanisi alan hastalarda yapilan bir çalismada anormal tiroid fonksiyonlari, antitiroid otoantikorlari %24 hastada tespit edilmis ve bunlarin çogunun subklinik hipotiroidizm ve ötiroid hashimato tiroiditi hastalari oldugu gösterilmistir (47). Dolayisiyla her ne kadar çalismamizda AA hastalarinda tiroid hastaligi öyküsü saptamasak da bu durumun hasta grubumuzun yas ve cinsiyet dagilimiyla ilgili olabilecegi gibi subklinik ve ötiroid olgularin ancak laboratuvar veriler ile degerlendirilerek yorum yapilmasinin uygun olacagi görüsündeyiz. Çalismamizda son olarak hastalarimizin kozmetik ve bitkisel ürün kullanma aliskanligini sorgulamistik. Hastalarimizda saç boyasi kullanma aliskanligi %30-40 arasinda degismekteydi. Sadece AA hastalarinda farkli olarak saç boyasi kullaniminin az oldugunu gözlemledik. Bitkisel ürün kullanimi ise %20 civarindaydi. Çalismamiz bize basvuran hastalarin bitkisel ürün ve saç boyasi disinda perma, kalici fön, kaynak ve postis gibi saç uygulamalarina sik basvurmadigini göstermistir.


Sonuç

Bölgemizde saç hastaliklari ünitesine basvuru orani tüm dermatolojik hastaliklar arasinda %7 olup en sik basvuru nedeni AGA ve TE’dir. Tüm basvurularda kadin hastalar daha yüksek oranda bir yer tutmaktadir. Basvurularin yakinmalar basladiktan sonra oldukça geç dönemlerde yapilmis olmasi dikkat çekicidir. Tani gruplari arasinda yas ve cinsiyet açisindan anlamli bir farklilik saptanmamistir. Saç hastaliklarinin tanisina ulasmada çekme testi ve trikoskopi önemli katki saglamakta olup saç dökülmesiyle basvuran hastalarin ek belirtilerine dikkat edilmesi ve saçlar disinda diger bölgelerdeki dökülmelerin de sorgulanmasi tanida yol gösterici olmaktadir. Çalismamizin saç hastaliklarinin sikliginin tespit edilmesine, taninmasina, egitim ve saglik hizmetlerinin planlanmasina katki saglayacagini ve konuyla ilgili daha fazla yapilacak epidemiyolojik çalismalarin saç dökülmelerine ve saç hastaliklarina yaklasimin basarisini arttiracagini düsünüyoruz. Etik Etik Kurul Onayi: Retrospektif dosya taramasi oldugu için alinmamistir, Hasta Onayi: Retrospektif dosya taramasi oldugu için alinmamistir, Hakem Degerlendirmesi: Editörler kurulu tarafindan degerlendirilmistir. Yazarlik Katkilari Konsept: Özlem Dicle, Dizayn: Özlem Dicle, Veri Toplama veya Isleme: Asli Bilgiç Temel, Berna Nazlim, Birgül Özkesici, Analiz veya Yorumlama: Özlem Dicle, Yesim Senol, Literatür Arama: Özlem Dicle, Asli Bilgiç Temel, Yazan: Özlem Dicle, Asli Bilgiç Temel, Çikar Çatismasi: Yazarlar tarafindan çikar çatismasi bildirilmemistir, Finansal Destek: Yazarlar tarafindan finansal destek almadiklari bildirilmistir.


1. Dogan B, Dogu Anadolu&rsquoda bir askeri tip merkezindeki deri hastaliklarinin epidemiyolojisi. Türkiye Klinikleri J Dermatol 2005,15-71

2. Biyik zkaya D, Taskin B, Avci B, ve ark. Bagcilar Egitim Arastirma Hastanesi Dermatoloji Poliklinigine basvuran hastalarin demografik özellikleri. Dermatoloji Bahar Sempozyumu (5-8 Ekim 2011,Dalaman), Bildiri Özet Kitabi, sayfa (S-06) (Sözlü 103

3. Oruk S, Ilter N, Atahan ÇA, ve ark, Çocuklarda dermatolojik problemler. Türkiye Klinikleri J Dermatol 2002,12-1

4. Tekin NS, Sezer T, Altinyazar HC, ve ark. Zonguldak bölgesinde çocukluk çaginda görülen deri hastaliklarinin prevalansi: Bes yillik retrospektif analiz. Türkiye Klinikleri J Dermatol 2007,17-92

5. Polat M, Göksügür N, Parlak AH, ve ark, Bolu yöresinde pediatrik yas grubunda görülen deri hastaliklari. Türkderm 2008,42-22

6. Saçar H, Saçar T, Çocuklukçagi dermatozlarinin prevalansi. Türkderm 201044 201044

7. Can B, Kavala M, Türkoglu Z, ve ark, Istanbul bölgesinde çocukluk çaginda görülen deri hastaliklarinin prevalansi. Turkderm 2011,45-10

8. Seçkin HY, Kalkan G, Bas Y, Tokat bölgesinde çocukluk çaginda görülen deri hastaliklarinin prevalansi. Gaziosmanpasa Üniversitesi Tip Fakültesi Dergisi 2013,5-8

9. Kaçar SD, zuguz P, Karaca S, Pediatrik yas grubunda saç ve saçli deri hastaliklarinin degerlendirilmesi. Turk J Dermatol 2014,3-147

10. Akbas A, Kilinç F, Yakut I, ve ark, Türk çocuklarinda görülen saç hastaliklari: Retrospektif bir analiz. Dermatoz 2014,4-1

11. Senel E, Dogruer Senel S, Salmanoglu M, Prevalence of skin diseases in civilian and military population in a Turkish military hospital in the central Black Sea region. J R Army Med Corps 2015,161-112

12. Sharma VK, Dawn G, Kumar B, Profile of alopecia areata in Northern India. Int J Dermatol 1996,35-22

13. Tan E, Tay YK, Goh CL, et al, The pattern and profile of alopecia areata in Singapore: a study of 219 Asians. Int J Dermatol 2002,41-748

14. Furue M, Yamazaki S, Jimbow K, et al, Prevalence of dermatological disorders in Japan: A nationwide, cross-sectional, seasonal, multicenter, hospital-based study. J Dermatol 2011,38-310

15. Whiting DA, Cicatricial alopecia: clinico-pathological findings and treatment. Clin Dermatol 2001,19-211

16. Tan E, Martinka M, Ball N, et al, Primary cicatricial alopecias: Clinicopathology of 112 cases. J Am Acad Dermatol 2004,50-25

17. Qi S, Zhao Y, Zhang X, et al, Clinical features of primary cicatricial alopecia in Chinese patients. Indian J Dermatol Venereol Leprol 2014,80-306

18. Jackson AJ, Price VH, How to diagnose hair loss. Dermatol Clin 2013,31-21

19. Rebora A, Semino MT, Guarrera M, Trichodynia. Dermatology 1996,192-292

20. Baldari M, Montinari M, Guarrera M, et al, Trichodynia is a distinguishing symptom of telogen effluvium. J Eur Acad Dermatol Venereol 2009,23-733

21. Kivanç-Altunay I, Savas C, Gokdemir, et al, The presence of trichodynia in patients with telogen effluvium and androgenetic alopecia. Int J Dermatol 2003,42-691

22. Rhodes T, Girman CJ, Savin RC, et al, Prevalence of male pattern hair loss in 18-49 year old men. Dermatol Surg 1998,24-1330

23. Birch MP, Messenger JF, Messenger AG, Hair density, hair diameter and the prevalence of female pattern hair loss. Br J Dermatol 2001,144-297

24. Gan DC, Sinclair RD, Prevalence of male and female pattern hair loss in Maryborough. J Investig Dermatol Symp Proc 2005,10-184

25. Su LH, Chen LS, Chen HH, Factors associated with female pattern hair loss and its prevalence in Taiwanese women: A community-based survey. J Am Acad Dermatol 2013,69-69

26. Wang TL, Zhou C, Shen YW, et al, Prevalance of androgenetic alopeciain China: a community-based study in six cities. Br J Dermatol 2010,162-843

27. Ellis JA, Sinclair R, Harap SB, Androgenetic alopecia pathogenesis and potential for therapy. Expert Rev Mol Med 2002,4-1

28. Yeo IK, Jang WS, Min PK, et al, An epidemiological study of androgenetic alopecia in 3114 Korean patients. Clin Exp Dermatol 2014,39-25

29. Lee W, Oh Y, Ji JH, et al, Analysis of familial factors using the basic and spesific (BASP) classification in Korean patients with androgenetic alopecia. J Am Acad Dermatol 2011,65-40

30. Biran R, Zlotogorski A, Ramot Y, The genetics of alopecia areata: new approaches, new findings, new treatments. J Dermatol Sci 2015,78-11

31. Van der Steen P, Traupe H, Happle R, et al, The genetic risk for alopecia areata in first degree relatives of severely affected patients. An estimate. Acta Derm Venereol 1992,72-373

32. McElwee KJ, Gilhar A, Tobin DJ, et al, What causes alopecia areata? Exp Dermatol 2013,22-609

33. Arck PC, Handjiski B, Hagen E, et al, Indications for a &ldquobrain-hair follicle axis (BHA)&rdquo: Inhibition of keratinocyte proliferation and up-regulation of keratinocyte apoptosis in telogen hair follicles by stress and substance P. FASEB J 2001,15-2536

34. Arck PC, Handjiski B, Peters EM, et al, Stress inhibits hair growth in mice by induction of premature catagen development and deleterious perifollicular inflammatory events via neuropeptide substance P-dependent pathways. Am J Pathol 2003,162-803

35. Dicle O, Kadinlarda saç dökülmeleri ve demir eksikligi. TURKDERM 2010,44-3

36. Rushton DH, Ramsay ID, The importance of adequate serum ferritin levels during oral cyproterone acetate and ethinyl oestradiol treatment of diffuse androgen-dependent alopecia in women. Clin Endocrinol 1992,36-421

37. Rushton DH, Nutritional factors and hair loss. Clin Dermatol 2002,27-396

38. Rushton DH, Norris MJ, Dover R, et al, Causes of hair loss and the developments in hair rejuvenation. Int J Cosmet Sci 2002,24-17

39. Kantor J, Kessler LJ, Brooks DG, et al, Decreased serum ferritin is associated with alopecia in women. J Invest Dermatol 2003,121-985

40. Bregy A, Trüeb RM, No association between serum ferritin levels >10 microg/l and hair loss activity in women. Dermatology 2008,217-1

41. White MI, Currie J, Williams MP, A study of the tissue iron status of patients with alopecia areata. Br J Dermatol 1994,130-261

42. Seyrafi H, Akhiani M, Abbasi H, et al, Evaluation of the profile of alopecia areata and the prevalence of thyroid function test abnormalities and serum autoantibodies in Iranian patients. BMC Dermatol 2005,31-5

43. Thomas EA, Kadyan RS, Alopecia areata and autoimmunity: a clinical study. Indian J Dermatol 2008,53-70

44. Chu SY, Chen YJ, Tseng WC, et al, Comorbidity profiles among patients with alopecia areata: The importance of onset age, a nationwide population-based study. J Am Acad Dermatol 2011,65-949

45. Baars MP, Greebe RJ, Pop VJ, High prevalence of thyroid peroxidase antibodies in patients with alopecia areata. J Eur Acad Dermatol Venereol 2013,27-137

46. Lyakhovitsky A, Shemer A, Amichai B, Increased prevalence of thyroid disorders in patients with new onset alopecia areata. Australas J Dermatol 2015,56-103