Olgu Sunumu

Cowden Sendromlu Bir Olgu

10.4274/tdd.2009

  • Nehir Parlak
  • Bengü Nisa Akay
  • Nihal Kundakçı

Gönderim Tarihi: 01.01.2014 Kabul Tarihi: 04.01.2014 Turk J Dermatol 2015;9(2):92-95

Cowden sendromu üç germ yaprağının tamamından gelişebilen dokularda çok sayıda hamartom ile karakterli otozomal dominant geçişli nadir bir sendromdur. Fasiyal trikilemmoma, akral keratoz, papillomatoz papüller gibi mukokutanöz lezyonlar, makrosefali ve meme, tiroid bezi, endometrial karsinomayı içeren maligniteler hastalığın patognomonik bulgularıdır. Burada Cowden sendromu tanısı alan mukokutanöz lezyonlar, gastrointestinal polipler ve makrosefalinin eşlik ettiği 47 yaşında erkek hasta sunulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Cowden sendromu, intestinal polipozis, makrosefali, papillom, PTEN mutasyon, kalitsal kanser sendromlari

Giriş

Cowden sendromu her üç germ yaprağından köken alabilen organlarda multipl hamartomlar ile karakterli, gastrointestinal kanalda hamartomatoz polipler ve mukokutanöz lezyonların görüldüğü otozomal dominant kalıtılan nadir bir sendromdur (1). Tümör supresyonunda görevli kromozom 10’da (10q22-q23) yerleşen fosfotaz ve tensin homolog (PTEN) geninde germline mutasyon olguların %80’inde görülür (2). Görülme sıklığı 1/200,000-250,000’dir (3,4). Sendromda özellikle meme, tiroid, endometrium, gastrointestinal sistem ve böbreği içine alan çok sayıda organda artmış malignite riski bulunmaktadır (5).


Olgu

Kırk yedi yaşında erkek hasta aksiller ve inguinal bölgelerinde çok sayıda et beni bulunması şikayeti ile başvurdu. Hastanın yapılan dermatolojik muayenesinde aksiller, inguinal, periorbital bölgede ve boyunda çok sayıda deri renginde yumuşak fibrom ile ensede kutis vertisis girata, yüzde çok sayıda sebase hiperplazi ile uyumlu papüller saptandı (Resim 1). Oral mukaza muayenesinde gingiva ve dilde çok sayıda papillomlar ile makroglossi izlendi (Resim 2, 3). Ayrıca fizik muayenede makrosefali saptandı.

Hastanın gingivadan alınan biyopsisinin histopatolojik değerlendirmesi skuamöz papillom, aksiller bölgeden alınan biyopsinin histopatolojik değerlendirmesi fibroepitelyal polip, alından alınan papüllerin histopatolojik değerlendirmesi sebase bez hiperplazisi olarak raporlandı.

Bu bulgular ile Cowden sendromu ön tanısı ile eşlik edebilecek diğer organ sistemleri tutulumu açısından tetkik edilen hastanın üst ve alt gastrointestinal endokopisinde mide, duodenum ve kolonda özellikle rektosigmoid bölgede sayılamayacak kadar çok sayıda en büyüğü 1 cm çapında polipler saptandı. Hastanın takiplerinde poliplerden alınan biyopsilerin histopatolojik değerlendirmesi adenomatoz, tübüler, hamartomatoz, hiperplastik polip ve mukozal ganglionöroma şeklinde sonuçlandı.

Toroko-abdomino-pelvik bilgisayarlı tomografisinde (TAP BT) her iki sürrenalde miyelolipomlar, sağ böbrekte ise anjiomiyolipom ile uyumlu oluşumlar; torakal 9, lumbal 2 ve lumbal 5 vertebra korpuslarında hemanjiom saptandı. Tiroid bezi ultrasonografisinde (USG) multipl nodüler guatr saptanan hastanın ince iğne aspirasyon biyopsi sonucu lenfositik tiroidit olarak sonuçlandı, takiplerde hastaya total tiroidektomi yapıldı, histopatolojisi benign multipl nodüler guatr olarak raporlandı.

Kranial manyetik rezonans görüntülemede (MRG) sağ serebellar hemisferde kavernöz malformasyon saptandı.

Hastada makrosefali ve mukozal ganglionöroma saptanması nedeniyle hasta akromegali, pakidermoperiostoz ve multipl endokrin neoplazi (MEN) tip 2b açısından endokrinoloji ile fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümlerince değerlendirildi. Hastanın tüm kemik sintigrafisi, tüm uzun kemik grafileri, sella spot grafisi, insülin büyüme faktörü 1 (IGF1), somatotropin (STH), açlık kan şekeri, açlık insülin, tiroid uyarıcı hormon (TSH), luteinize edici hormon (LH), folikül uyarıcı hormon (FSH), testesteron, prolaktin, alkalen fosfataz (ALP), parathormon (PTH), 25(OH)D3 vitamini, osteokalsin, kemik mineral dansitometrisi (DEXA), 24 saatlik idrarda vanilmandelik asit, normetanefrin ve metanefrin tetkikleri değerlendirildi. Tetkik sonuçları değerlendirilen hastada agromegali ve MEN 2b düşünülmedi.

Makrosefali, gasrtointestinal kanalda hamartomatöz polipler, multinodüler guatr ve mukokutanöz fibromlar saptanan hastaya Cowden sendromu tanısı konuldu.


Tartışma

Cowden sendromu otozomal dominant geçiş gösteren, çeşitli malignitelere artmış riskin görüldüğü çok sayıda hamartomların bulunduğu bir sendromdur (6). Erken tanı, eşlik edebilecek kanserlerin erken tanısı nedeniyle önemlidir. Hastalığın klinik görünümü değişken olmasına rağmen kutanöz lezyonlar yaygın ve patognomoniktir. Ancak bulguların bir kısmının sağlıklı bireylerde de görülebilmesi nedeniyle tanıda zorluklar olabilir (7). Bizim olgumuzda da deri ve zührevi hastalıklar polikliniklerinde sıklıkla karşılaşılan yumuşak fibromlar nedeniyle Cowden sendromu tanısına ulaşılmıştır.

Cowden sendromunun tanı kriterleri 1983’te Salem ve Steck tarafından ortaya konulmuş, 2008 yılında ise yeniden düzenlenmiştir (2,4) (Tablo 1). Olgumuzda 1 majör kriter makrosefali; 3 minör kriter gastrointestinal kanalda hamartomatöz polipler, multinodüler guatr, mukokutanöz fibromlar (kutanöz yumuşak fibromlar ve oral mukozal papillomatozis) bulunmaktaydı ve bu bulgular ile Cowden sendromu tanısı aldı.

Cowden sendromunda olguların neredeyse %100’ünde mukokutanöz lezyonlar görülmektedir (8-10). Olguların %80’inde ise mukozal lezyonlar görülür (11). Mukokutanöz lezyonların doğumdan itibaren 46 yaşa kadar başlayabildiği bildirilmektedir. Papillomatoz papüller, fasiyal trikilemmoma ve palmoplantar keratoz karakteristik mukukutanöz lezyonlardır. Subkutanöz lipomlar, dermal fibromlar, yumuşak fibromlar, hemanjiomlar, akantozis nigrikans, nöromlar, kafeola lekeleri, vitiligo, ksantom, perioral-akral lentiginler ve skrotal dil görülen diğer mukokutanöz lezyonlardır (12). Oral papillomlar olguların %85’inde, yumuşak fibromlar ise %16-36’sında bildirilmektedir (2). Bizim olgumuzda uyumlu olarak gingiva ve dilde çok sayıda papillomlar; aksiller, inguinal, boyun, periorbital bölgede çok sayıda yumuşak fibromlar bulunmaktaydı. İlginç olarak yakın zamanda yapılan bir çalışmada Cowden sendromlu olgularda melanom prevelansı %6 olarak bildirilmiştir (13).

Meme lezyonları Cowden sendromlu kadın olguların yaklaşık %75’inde görülür ve sıklıkla fibrokistik hastalıktır (14). Meme kanseri Cowden sendromu ile ilişkili en yaygın malignitedir. Olguların %25-50’sinde görülmektedir (15). Tiroid hastalıkları ise en yaygın ekstrakutanöz bulgudur ve olguların %75’inde görülür (14). Tiroid kanseri ikinci en yaygın malignitedir ve %3-10 oranında görülmektedir (9). Multinodüler guatr, lenfositik tiroidit, nodüler ve foliküler adenom görülen benign tiroid hastalıklarıdır. Bizim olgumuzda da multinodüler guatr bulunmaktaydı. Cowden sendromlu olguların yaklaşık %70-85’inde gastrointestinal sistem tutulumu görülmektedir (1). Gastrointestinal sistemde görülen poliplerin çapı 1 mm ile bir kaç cm arasında değişmektedir. Genellikle kolonda bulunan polipler ince barsak, mide ve özafagusda nadiren görülmektedir. Bizim olgumuzda kolonda polipler bulunmasının yanında ince barsak ve midede de polipler saptanmıştır (16). Poliplerin histopatolojisi ise hamartomatoz, lipomatöz, fibromatöz, hiperplastik, inflamatuvar ve adenomatöz olabilmektedir. Bizim olgumuzda adenomatoz, hamartomatoz, hiperplastik polipler bulunmasının yanında; nadiren bildirilen ganglionöromatoz polip de bulunmaktadır (16,17).

Cowden sendromlu kadın hastaların %5-10’unda endometrium kanseri görülmektedir (18). Testiküler lipomatoz hamartom, seminom, uterin fibroid, ovaryan kistler, ovaryan malformasyonlar, renal hücreli karsinom ve mesane karsinomu görülen diğer genitoüriner sistem anomalileridir (1). Bizim olgumuzda ise daha önce Cowden sendromlu olgularda bildirilmeyen; her iki sürrenalde miyelolipomlar, sağ böbrekte ise anjiomiyolipom saptanmıştır. Adrenal miyelolipomlar, matür adipoz doku ve adalar halinde dağılan hematopoietik hücrelerden oluşan nadir nonfonksiyonel benign tümörlerdir (19). Görüntüleme yöntemlerinin kullanımının artması ile genellikle insidental olarak saptanan miyelolipomlar sıklıkla unilaterladir ve litertürde 300’den az olgu bildirilmektedir. Renal anjiomiyolipomlar ise kan damarları, düz kas hücreleri ve matür adipositlerden oluşan nadir benign hamartomatöz tümörlerdir (20). Anjiomiyolipomların %80’i sporadiktir ve genetik bir hastalık ile ilişkili değildir, kalan kısmı ise tüberoskleroz ve sporadik lenfanjioleomiyomatozis ile ilişkilidir.

Cowden sendromunda nörolojik bulgular da görülebilmektedir. Makrosefali (kafa çevresinin 97 persentilin üzerinde olması) olguların %80’inde bildirilmiştir (2). Cowden sendromunun erken tanısında önemli bir ipucu olabilmektedir. Bizim olgumuzda da makrosefali bulunmaktadır. Tanı kriterlerinden majör bulgu olan Lhermitte Duclos hastalığı ise serebellar korteksin hamartomatöz lezyonudur.

Hemanjiom ve arteriovenöz malformasyon gibi vasküler malformasyonlar Cowden sendromlu olguların %18’inde görülmektedir (21). Bizim olgumuzda da benzer şekilde sağ serebellar hemisferde kavernöz malformasyon, torakal ve lumbal vertebra korpuslarında hemanjiom saptandı.

Cowden sendromunda prognoz ve beklenen yaşam süresi altta yatan malignitelere bağlıdır (22). Özellikle meme, tiroid bezi, genitoüriner ve gastrointestinal sistemlerde artmış kanser riski nedeniyle detaylı araştırmalar ve yaşam boyu kontrollerin yapılması gerekmektedir. Çoğunlukla ilk olarak mukokutanöz bulgular ile ortaya çıkan, mukokutanöz bulguların normal popülasyonda da görülebilecek lezyonlara benzer olabildiği sendromda doğru tanıyı koymak ve sonrasında olası maligniteler açısından ileri tetkik ve takip önemlidir (Tablo 2) (2).

Nadir görülmesi ve özellikle çok sayıda organda malignite gelişebilmesi nedeniyle multipl mukokutanöz papillomları olan hastalarda Cowden sendromunun akla gelmesi, sistemik tutulum açısından değerlendirilmeleri ve takibe alınmaları önemlidir. Cowden sendromunun nadir görülmesi, polikliniklerde sık karşılaştığımız yumuşak fibromların sendromun bir kompenenti olması, miyelolipom ve anjiomiyolipomların eşlik ettiğinin daha önce bildirilmemesi nedeniyle olgumuzu sunmayı uygun bulduk.


1. Farooq A, Walker LJ, Bowling J, Audisio RA. Cowden syndrome. Cancer Treat Rev 2010;36:577-83.
2. Pilarski R. Cowden syndrome: a critical review of the clinical literature. J Genet Couns 2009;18:13-27.
3. Mukamal LV, Ferreira AF, Jacques Cde M, et al. Cowden syndrome: review and report of a case of late diagnosis. Int J Dermatol 2012;51:1494-9.
4. Nelen MR, Kremer H, Konings IB, Schoute F, et al. Novel PTEN mutations in patients with Cowden disease: absence of clear genotype-phenotype correlations. Eur J Hum Genet 1999;7:267-73.
5. Ha JW. Autosomal Dominant Inherited Cowden’s Disease in a Family. Clin Endosc 2013;46:85-90.
6. Eng C. Will the real Cowden syndrome please stand up: revised diagnostic criteria. J Med Genet 2000;37:828-30.
7. Pilarski R, Eng C. Will the real Cowden syndrome please stand up (again)? Expanding mutational and clinical spectra of the PTEN hamartoma tumour syndrome. J Med Genet 2004;41:323-6.
8. Fistarol SK, Anliker MD, Itin PH. Cowden disease or multiple hamartoma syndrome--cutaneous clue to internal malignancy. Eur J Dermatol 2002;12:411-21.
9. Starink TM, Hausman R. The cutaneous pathology of facial lesions in Cowden’s disease. J Cutan Pathol 1984;11:331-7.
10. Kovich O, Cohen D. Cowden’s syndrome. Dermatol Online J 2004;10:3.
11. Salem OS, Steck WD. Cowden’s disease (multiple hamartoma and neoplasia syndrome). A case report and review of the English literature. J Am Acad Dermatol 1983;8:686-96.
12. Tabanlıoğlu Onan D, Melikoğlu B, Allı N. Cowden sendromlu bir olgu sunumu. Türkiye Klinikleri J Dermatol 2009;19:165-9.
13. Bubien V, Bonnet F, Brouste V, Hoppe S, et al. High cumulative risks of cancer in patients with PTEN hamartoma tumour syndrome. J Med Genet 2013;50:255-63.
14. Porto AC, Roider E, Ruzicka T. Cowden Syndrome: report of a case and brief review of literature. An Bras Dermatol 2013;88:52.
15. Nusbaum R, Vogel KJ, Ready K. Susceptibility to breast cancer: hereditary syndromes and low penetrance genes. Breast Dis 2006;27:21-50.
16. Coriat R, Mozer M, Caux F, Chryssostalis A, et al. Endoscopic findings in Cowden syndrome. Endoscopy 2011;43:723-6.
17. Trufant JW, Greene L, Cook DL, McKinnon W, et al. Colonic ganglioneuromatous polyposis and metastatic adenocarcinoma in the setting of Cowden syndrome: a case report and literature review. Hum Pathol 2012;43:601-4.
18. Blumenthal GM, Dennis PA. Germline PTEN mutations as a cause of early-onset endometrial cancer. J Clin Oncol 2008;26:2234.
19. Nabi J, Rafiq D, Authoy FN, Sofi GN. Incidental detection of adrenal myelolipoma: a case report and review of literature. Case Rep Urol 2013;2013:789481.
20. Lienert AR, Nicol D. Renal angiomyolipoma. BJU Int 2012;110 Suppl 4:25-7.
21. Starink TM, van der Veen JP, Arwert F, de Waal LP, et al. The Cowden syndrome: a clinical and genetic study in 21 patients. Clin Genet 1986;29:222-33.
22. Tutluer S, Tanriover MD, Guven GS. Cowden syndrome: a major indication for extensive cancer surveillance. Med Oncol 2012;29:1365-8.