Son Güncelleme: 22.12.2017

Özgün Araştırma

Kronik Dermatolojik Hastaliklar Polikliniginde Takip Edilen Behçet Hastalarinin Klinik Özellikleri

10.4274/tdd.3117

  • Atil Avci
  • Deniz Avci
  • Mustafa Atasoy
  • Kemal Özyurt
  • Ragip Ertas

Gönderim Tarihi: 13.11.2016 Kabul Tarihi: 14.01.2017 Turk J Dermatol 2017;11(2):66-69

Amaç: Amacimiz 70 behçet hastasinin laboratuvar bulgularini, klinik özelliklerini ve görülme sikliklarini degerlendirmektir. Yöntemler: Çalismaya, 2014-2016 yillari arasinda dermatoloji klinigi bünyesinde bulunan kronik dermatolojik hastaliklar polikliniginde takip edilen ve Uluslararasi Behçet Hastaligi  Çalisma Grubu kriterlerine göre tani konulan 70 hasta dahil edildi ve verilerin elde edilmesi için kronik dermatolojik hastaliklar poliklinigi, Behçet hastaligi takip programi kayitlari kullanildi. Laboratuvar bulgulari olarak serum hematokrit, ferritin, vitamin B12 ve folik asit düzeyleri degerlendirildi. Bulgular: Oral aft yakinmasi sikligi ortanca olarak 1 ayda 2,44 (1,0-4,0) kezdi. Oral aftlar ortanca olarak 7,9 (5,0-10,0) günde iyilesmekteydi. Genital ülserler hastalarin %72,86’sinda (n=51) mevcuttu. Eklem tutulumu hastalarin %67,14’ünde (n=47) mevcuttu. Serum hematokrit yüzdesi tüm hastalar için ortalama 38,44±5,44 idi. Serum ferritin düzeyleri ortalama 11,70 ng/mL olup, erkeklerde 12,30 ng/mL, kadinlarda ise 30,69 ng/mL idi. Serum vitamin B12 düzeyleri ortalama 244 pg/mL olup erkeklerde bu oran 252 pg/mL, kadinlarda ise 226,2 pg/mL idi. Serum folik asit düzeyleri ortalama 6,99 ng/mL idi. Sonuç: Türkiye’de Behçet hastaliginin semptomlarinin görülme sikliklarini ve bazi laboratuvar degerlerinin düzeylerini vurgulamaya çalistik.

Anahtar Kelimeler: Behçet hastaligi, laboratuvar, semptomlar, aft, genital ülser, siklik

Giris

Behçet hastaligi (BH); tekrarlayan oral aftlar, genital ülserler ve oküler tutulum ile karakterize, kronik seyirli bir hastaliktir (1). Ilk kez 1937 yilinda bir Türk Dermatolog olan Hulusi Behçet tarafindan tekrarlayici oral ve genital ülserler ile birlikte oküler bulgular (hipopiyonlu iridosiklit) seklinde tanimlanmistir (2). Hastaligin patogenezinde genetik faktörler, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, isi sok proteinleri, nötrofil aktivasyonu, koagülasyon sistemindeki anormallikler, endotel hücre disfonksiyonu gibi hümoral ve hücresel immün sistemlerdeki degisiklikler suçlanmaktadir (3,4). BH, tarihi ipek yolu boyunca yerlesen cografyalarda görülmekle birlikte özellikle Akdeniz ülkelerinde siktir. En sik görüldügü ülkeler Türkiye (421/100,000), Iran, Israil ve Japonya’dir (5). Yapilan bir çalismada Kayseri ve çevresinde BH’nin sikligi 17/10,000 olarak rapor edilmistir (6). Nörolojik, oftalmolojik ve pulmoner tutulum sonucu tam görme kaybi veya ölümle sonuçlanabilecek çok ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu çalismada BH’nin semptomlarinin görülme sikligini saptamak ve hastaligin klinik ve laboratuvar bulgularini belirlemek amaçlanmistir (7).


Yöntemler

Bu retrospektif çalismaya, 2014-2016 yillari arasinda dermatoloji klinigi bünyesinde bulunan kronik dermatolojik hastaliklar polikliniginde takip edilen ve Uluslararasi Behçet Hastaligi Çalisma Grubu kriterlerine göre tani konulan hastalar dahil edildi. Çalismaya alinan hastalarin dosyalari geriye dönük olarak tarandi ve Helsinki Bildirgesi’ne uygun olarak Kayseri Kamu Hastaneleri Birligi Saglik Bilimleri Üniversitesi Kayseri Egitim ve Arastirma Hastanesi’nden 09.04.2013/17 protokol numarasiyla etik kurul onayi alindi. Çalismada hastane bilgi islem sisteminde bulunan, kronik dermatolojik hastaliklar poliklinigi, BH takip programi kayitlari gözden geçirildi. Hastalarin yaslari, cinsiyetleri, deri ve diger sistem tutulumlari kaydedildi. Eklem tutulumu olan hastalarda tutulum bölgeleri, ayak, diz, kalça, dirsek, vertebral alanlar (boyun, sirt ve bel) ve omuz olarak ayri ayri belirlendi. Hastalara ait bazi laboratuvar bulgulari (hematokrit düzeyi, ferritin, vitamin B12 ve folik asit) gözden geçirildi. Tüm istatistiksel veriler SPSS (SPSS version 16 Inc, Chicago, Illinois) programi kullanilarak karsilastirildi. Verilerin normal dagilima uygunlugu Shapiro-Wilk testi ve histogramlarla degerlendirildi. Elde edilen degerlerin ortalamasi, standart sapmasi veya ortanca degerleri hesaplandi.


Bulgular

Iki yillik dönemde toplam 70 [25 erkek (%35) ve 45’i kadin (%65)] hasta BH tanisi aldi. Çalismaya dahil edilen hastalarin yas ortalamasi 36,8±11,8 idi. Hastalarin ilk yakinmalarinin baslama zamaninin ortanca degeri 7,0 (3) yildi. En sik gözlenen bulgu oral aft idi. Hastalarin tamaminda saptanan bu bulgunun baslangiç yasi ortalama 27±11,3 olarak tespit edildi. Oral aft sikliginin ortanca degeri ayda 2,4 (1-4) kez, aft iyilesme süresinin ortanca degeri ise 7,9 (5-10) gün idi (Ilk tani aninda saptanan aftlarin %92 kadari majör, %6,6 kadari minör ve %1,3 kadari herpetiform aftti). Hastalarda ikinci siklikta (9) saptanan deri bulgusu genital ülserlerdi (Genital ülserler saptanan hastalarin 65’i erkek ve 35’i kadin idi. Erkeklerde lezyonlarin yerlesim bölgeleri skrotum, kadinlarda lezyon yerlesim bölgeleri labium majör ve minör idi). Bu bulgunun sikliginin ortanca degeri ayda 1 (1-3), iyilesme süresinin ortanca degeri ise 10 (7) gündü. Çalismaya alinan hastalarda gözlenen diger deri bulgulari sirasiyla papülopüstüler lezyonlar (4), eritema nodozum (6) ve tromboflebit (7) idi (Tromboflefit görülen hastalarda görülmeyenlere göre yas farki yoktu). Paterji testi yapilan hastalarin 24’ünde (3) pozitiflik tespit edildi. Çalismaya dahil edilen hastalarda ikinci siklikta (1) etkilenen bölge eklemlerdi. Eklem tutulumlari siklik sirasina göre diz (32 hasta), dirsek (13 hasta), el bilegi (11 hasta), ayak (8 hasta), vertebra (5 hasta), omuz (3 hasta) ve kalça (1 hasta) idi. Eklem tutulumu tespit edilen hastalarin 23’ünde (9) iki veya daha fazla eklem etkilenmisti. Tek eklem tutulumu saptanan 24 hastanin 15’inde diz, dördünde el bilegi, üçünde dirsek, birinde ayak, birinde kalça, birinde vertebra tutulumu vardi. Tek basina omuz eklemi tutulumu tespit edilmedi. Hastalarin 20’sinde (6) göz ve 27’sinde (6) ise gastrointestinal tutulum mevcuttu. Tüm hastalarin yaklasik üçte birinde (9) kabizlik yakinmasi vardi. Cinsiyet açisindan bulgular arasinda anlamli fark yoktu (Tablo 1). Laboratuvar incelemesinde ortalama hematokrit düzeyi (38) erkeklerde 41,2±6,5 ve kadinlarda ise 36,8±3,9 idi. Ortalama serum ferritin düzeyi (11) erkeklerde 12,3 ng/mL ve kadinlarda ise 30,7 ng/mL olarak saptandi. Ortalama vitamin B12 düzeyi (244 pg/mL) ise erkeklerde 252 pg/mL, kadinlarda 226,2 pg/mL idi. Ortalama serum folik asit düzeyi (7 ng/mL) erkeklerde 6,9 ve kadinlarda 7 ng/mL olarak tespit edildi (Tablo 2).


Tartisma

Bu çalismada iki yillik dönemde tespit edilen 70 behçet hastasinin deri ve sistemik tutulum bulgulari multidisipliner yaklasim ile gözden geçirildi. BH’de en sik mukokutanöz lezyonlar gözlenir. Çalismamizda oldugu gibi hastalarin tamaminda görülen tek bulgu tekrarlayici karakterde olan agrili oral aftöz ülserlerdir. Hastalarin yaklasik %30’unda aile öyküsü bulunur. Aftlar minör (10 mm) veya herpetiform tarzda olabilir (8). Çalismamizda hastalarda saptanan majör aftlar %6,6 ve minör aft oranlari %92 olarak tespit edildi. Oral aft sonrasi ikinci siklikta görülen bulgu görünüm ve seyir açisindan oral aftöz ülserleri taklit eden genital ülserlerdir. Çalismamizda genital ülserlerin sikligi (9) literatürde bildirilen oranlar (%57-93) ile uyumlu idi. Genital ülserler erkeklerde en sik skrotumu, kadinlarda ise labium minörleri etkiler. Çalismamizda da benzer bulgular bulundu. Göz tutulumu, genellikle BH basladiktan sonra ortalama 2-4 yil içinde görülmeye baslarken olgularin %10-20’sinde baslangiç bulgusu olabilir. BH’de göz tutulum sikligi genis serilere göre ortalama %35’dir (9). Bu, çalismamizda tespit edilen göz tutulum orani (6) ile benzerlik gösteriyordu. Diger mukokutanöz bulgular eritema nodozum benzeri lezyonlar (6), papülopüstüler lezyonlar (eritemli zeminde folikülit benzeri olusumlar) (4), yüzeyel tromboflebit (71), ekstragenital ülserler ve diger kutanöz vaskülitik lezyonlardir (10). Arastirmamizda bulunan bu degerler literatür ile uyumluydu. Travmaya karsi anormal deri reaksiyonu olarak tanimlanan paterji reaksiyonu da BH’nin majör tani kriterlerindendir (11). Paterji reaksiyonu herhangi bir spesifik organ tutulumunu veya hastalik aktivitesini göstermez, deriye sinirli olan bir reaksiyondur (12). Yazici ve ark.’larina (13) göre erkek cinsiyette paterji reaksiyonu pozitifligi daha sik görülmektedir. Çalismamizda saptanan paterji testi pozitifligi (3) Yazici ve ark.’nin (13) sonuçlarina paraleldi. Mukokutanöz lezyonlar tekrarlayan relapslarla karakterizedir. Uzun bir seyirleri vardir ve spontan remisyon nadir de olsa bildirilmistir (14). Çalismamizda mukokutanöz lezyonlar siklik açisindan ilk sirada yer alirken bunu artiküler ve oküler semptomlar takip ediyordu. Bu sonuçlar ise literatürle uyumluydu. Literatürde oral aftöz ülserler ve genital aftöz ülserler %57-93, oküler lezyonlar %29-100 ve artiküler lezyonlar ise %14-84 arasinda degismekteydi (15). Gastrointestinal sistem bulgulari çalismamiza göre en sik konstipasyon seklinde görüldü %32,9. Yetmis hastalik grubumuzda tüm gastrointestinal sistem bulgulari orani ise 38,6 idi. Eklem tutulumu hastalarin %67,1’inde mevcuttu. Yetmis hastalik çalisma grubumuzda 32 hastada diz eklemi sikayeti mevcuttu ve en sik tutulan eklemdi. Ayrica 8 hastada ayak, 1 hastada kalça, 13 hastada dirsek, 5 hastada vertebral alan (boyun, sirt, bel), 11 hastada el bilegi, 3 hastada omuz bölgesi yakinmalari seklindeydi. Hastalarin 23’ünde yukaridaki bölgelerden iki veya daha fazlasinda yakinma vardi. Laboratuvar bulgulari olarak inceledigimiz parametrelerden serum hematokrit düzeyleri ortalama yüzde 38,4±5,4 olup erkek hastalarda 41,2±6,5, kadinlarda ise 36,8±3,9 idi. Erkeklerde daha yüksek bulunan bu degerler genel popülasyonla da uyumludur. Serum ferritin düzeyleri ortalama 11,7 ng/mL olup, erkeklerde 12,3 ng/mL, kadinlarda ise 30,69 ng/mL gibi erkeklere kiyasla daha yüksekti. Degerler normal laboratuvar referans degerleriyle uyumluydu. Serum vitamin B12 düzeyleri ortalama 244 pg/mL olup erkeklerde bu oran pg/mL, kadinlarda ise 226 pg/mL idi. Kadin ve erkek gruplari arasinda fark yoktu ve degerler normal sinirlar içerisindeydi. Serum folik asit düzeyleri ortalama 6,99 ng/mL olup erkeklerde bu oran 6,87 ng/mL, kadinlarda ise 7,01 ng/mL idi. Degerler referans sinirlari içerisindeydi. Laboratuvar bulgulari genel olarak literatür degerleriyle eslesiyordu. Genel olarak çalismamizda bulunan degerler literatür verileriyle eslesiyordu, ancak BH’nin sikligi cografik olarak oldukça büyük farkliliklar gösterdiginden daha genis serilerde daha kapsamli çalismalar yapilabilir.


Sonuç

BH’yi otoimmün, inflamatuvar ve vaskülitik bir hastaliktir. Türkiye’nin BH’nin en sik rastlanan ülkelerden birisi oldugu düsünülürse, daha genis serilerle daha ileri siklik belirten tablolar yapilabilir. Bu çalismamizda Türkiye’de BH’nin semptomlarinin görülme sikliklarini ve bazi laboratuvar degerlerinin düzeylerini vurgulamaya çalistik. Etik Etik Kurul Onayi: Kayseri Kamu Hastaneleri Birligi Saglik Bilimleri Üniversitesi Kayseri Egitim ve Arastirma Hastanesi’nden etik kurul onayi alindi (Protokol no: 09.04.2013/17), Hasta Onayi: Alindi. Hakem Degerlendirmesi: Editörler kurulu tarafindan degerlendirilmistir. Yazarlik Katkilari Konsept: A.A., Dizayn: D.A., Veri Toplama ve Isleme: R. E., Analiz ve Yorumlama: D.A., Literatür Arama: M.A., K.Ö., Yazan: A.A. Çikar Çatismasi: Yazarlar tarafindan çikar çatismasi bildirilmemistir. Finansal Destek: Yazarlar tarafindan finansal destek almadiklari bildirilmistir.


1. Cho SB, Cho S, Bang D, New insights in the clinical understanding of Behcet&rsquos disease. Yonsei Med J 2012,53-35

2. Saadoun D, Wechsler B, Behcet&rsquos disease. Orphanet J Rare Dis 2012,7

3. Direskeneli H, Behçet&rsquos disease. Infectious aetiology, new autoantigens, and HLA-B51. Ann Rheum Dis 2001,60-996

4. Avci A, Avci D, Serum prolactin levels in Behçet&rsquos disease. Is there a relationship between Behcet&rsquos disease and prolactin as in other autoimmune diseases? Acta Dermatovenerol Croat 2013,21-52

5. Mohammad A, Mandl T, Sturfelt G, et al, Incidence, prevalence and clinical characteristics of Behcet&rsquos disease in southern Sweden. Rheumatology (Oxford) 2013,52-304

6. Çölgeçen E, zyurt K, Ferahbas A, The prevalence of Behçet&rsquos disease in a city in Central Anatolia in Turkey. Int J Dermatol 2015,54-286

7. Farah S, Al-Shubaili A, Montaser A, et al, Behcet&rsquos syndrome: a report of 41 patients with emphasis on neurological manifestations. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1998,64-382

8. Ozyurt K, Colgecen E, Baykan H, Does familial occurrence or family history of recurrent oral ulcers influence clinical characteristics of Behçet&rsquos disease? Acta Dermatovenerol Croat 2013,21-168

9. Tugal - Tutkun I, Behcet&rsquos uveitis. Middle East Afr Ophthalmol 2009,16-219

10. Alpsoy E, Zouboulis CC, Ehrlich GE, Mucocutaneous lesions of Behcet&rsquos disease. Yonsei Med J 2007,48-573

11. Ehrlich GE, Behcet&rsquos disease: an update. Compr Ther 1999,25-216

12. Chang HK, Cheon KS, The clinical significance of a pathergy reaction in patients with Behcet&rsquos disease. J Korean Med Sci 2002,17-371

13. Yazici H, Tüzün Y, Tanman AB, et al, Male patients with Behçet&rsquos syndrome have stronger pathergy reactions. Clin Exp Rheumatol 1985,3-137

14. Hatemi G, Silman A, Bang D, et al, Eular recommendations for the management of Behcet disease. Ann Rheum Dis 2008,67-1656

15. Cho SB, Cho S, Bang D, New insights in the clinical understanding of Behçet&rsquos disease. Yonsei Med J 2012,53-35